Wanted: Aksiyon Filmine Acele Kan Aranıyor

24 Mart 2009 tarihinde tarafından gönderilmiştir.  
Kategori: Öteki Sinema Ortak Yayını, Seyirsel, Sinema

wanted_poster

Nicedir bir soğuk savaş var film yapımcılarıyla aramızda. Onlar diyorlar ki “bak süper aksiyon yaptık, kamerayı en olmayacak yerlere soktuk, bir de utanmadan olayların ıncığını cıncığını ağır çekimde gösterdik, izlerken kendinden geçeceksin.” Ben de cevap veriyorum: “Tamam, bunları yapmışsınız da hikâye nerede?” Yanlış anlaşılmasın, sinemada aksiyonun estetiğiyle bir alıp veremediğim yok. Hatta hoşuma da gider ama sırf ağır çekim hareketlerin estetiğinden oluşan filmler de pek çekilmiyor. O kadar saat koltukta oturup estetik seyretmek istediğimde baleye gidiyorum zaten. O yüzden bu şahane aksiyon sahneleri benim gözümü boyayamıyor, filmin kusurlarını örtemiyor.

wanted1O nasıl ifade öyle? Vuracak mı, öpecek mi, belli değil (ama vuracak galiba).

Wanted, ümit vaat eden bir konuya sahip. Wesley Gibson silik bir insandır. Kendi de bunu kabullenmiş, hayatını boşa harcamaktadır. Adını Google’da arattığında bile hiç sonuç çıkmamaktadır ki bir insanın toplum nazarında var olmadığını anlatmanın bundan daha pratik bir yolu yoktur herhalde. İşyerinde ezilmektedir, en yakın arkadaşı sevgilisiyle sevişmektedir, üstelik sevişmek için gereken ertesi gün hapı, prezervatif gibi ihtiyaçların parasını Gibson’a ödetmekte sakınca görmeyecek kadar da yüzsüzdür. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Gibson, bir de panik atak hastasıdır ve sürekli ilaç kullanmaktadır. Birbirine benzeyen günlerin birinde yine ilacını alırken Wesley’in yanına Fox adında esrarengiz bir kadın yanaşır ve 7 günlükken evi terk eden babasının öldüğünü söyler. Wesley Gibson henüz bunun şokunu atlatamadan saldırıya uğrar. Fox, Wesley’i kurtarır ve 1000 yıllık bir suikast timi olan Cemiyet’e ait binalardan birine götürür. Burada aslında hasta olmadığını, Cemiyet’e katılabilecek çok özel insanlardan biri olduğunu öğrenen Gibson, ilk önce itiraz etmesine rağmen Cemiyet’e katılır. Çıktığı bu yolculukta özgüvenini kazanacak, babasının intikamını alacak, kısacası Cemiyet’in verdiği eğitimin de yardımıyla bir taşla kuş katliamı yapacaktır.

wanted2Fizik kurallarına uymayı reddeden bir aksiyon sahnesi. Filmin, hareket halindeki
Dodge Viper'dan sarkıp ateş etmekten çok daha ciddi kusurları var.

Bugüne dek hiçbir filmi fizik kurallarına harfiyen uymadığı için suçlamadım ve suçlamayacağım da. Ancak Dünya’nın mantığına bağlı kalmayan filmler, kendi içlerinde bir mantık döngüsü oturtmak zorundadırlar. Wanted‘ın bu konuda sınıfı geçtiğini söylemek zor. İki arada bir derede kalmış. Bazı şeyler açıklanıyor. Örneğin Cemiyet’in (Fraternity) suikastçılarının nabızlarının dakikada 400′e çıktığı, adrenalin patlaması yaşadıkları, bu yüzden algılarının aşırı açıldığı ve çok hızlı hareket ettikleri söyleniyor. Bu açıklama, filmin olağan üstü ve estetik aksiyon sahnelerinin altını dolduruyor. Yine de finalde Angelina Jolie’nin karakteri olan Fox’un attığı kurşunun tam dairesel bir yol çizmesi ve bu esnada karşısına çıkan kafataslarını parçalarken güdümlüymüş yolundan sapmaması (Fox da dâhil olmak üzere 5 kişinin ipe dizilmiş gibi ölmesi) biraz zorlama olmuş. Zira Wanted‘ın evreninde kurşunlar olağan üstü değil, insanlar öyle. Falsolu kurşunu da anlarım ama kafatasını delip geçen bir kurşunun yolundan sapmaması, filmin oluşturduğu mantık çerçevesinde açıklanan bir durum değil. İş Cemiyet’e geldiğindeyse Wanted iyice tembelleşiyor. Açıkçası filmin konusu üzerinde bu kadar büyük bir ağırlığa sahip olan kurumun sadece başta çıkan 3 satır yazıyla açıklanmış olması, filmin kendini sabote ettiği alanlardan biri. Neymiş efendim? Bir grup dokumacının bir gün kafasına esmiş, suikastçı bölüğü oluşturmuş. Bak sen. Niye dokumacı da eli silah tutan avcı, asker gibi sınıflardan değil? Buna cevap var. Bizim dokumacılara vahiy geliyor çünkü. Peki madem vahiy geliyor, neden bu bilgileri öldürme işinin ehli insanlarla paylaşmıyorlar da olayı kendileri ele alıyorlar? İğne, iplik, tezgâhla uğraşan insanların eli nasıl bir anda silah tutmaya başlıyor? İşte buna yanıt yok. Cemiyet’le ilgili saçmalıklar bu kadarla da bitmiyor. Kimden vahiy geliyor? Kaderden. Bu vahiyler dokuma tezgâhındaki ipliklerin alttan veya üstten geçmelerine göre çözülüyor. Yani vahiy bile şifreli geliyor. Ben kader “ağlarını örer” diye biliyordum ama kendisiyle pek sık görüşmediğimizden olsa gerek, işleri büyütüp dokuma fabrikası kurduğundan haberim yoktu.

wanted4
Kahramanımız Wesley Gibson, kurşunları dans ettirmeyi öğrenirken.

Filme bir ezik olarak başlayan esas oğlanımız, gücü elde edince hemen ezmeye başlıyor. Yani insanın iyi olmak gibi seçeneği yok. Ya ezileceksin, ya ezeceksin. Kimseye zarar vermiyorsan zarar verecek gücün olmadığındandır diyor film. Güçsüzsen bir hiçsin ve senin suçun. Kurtulmaya çalışmadığın, başkalarını ezmediğin, kendinden güçsüzünü bulamadığın için senin suçun. En yakın arkadaşın sevgilinle yatıyorsa senin suçun. Patronun seni aşağılıyorsa senin suçun. Başka? Yağmur yağarsa da benim suçum mu? Geçelim, daha da kaygı verici bir şey var çünkü. Baş karakter Wesley Gibson’ın kendine güveni yavaş yavaş, bir süreç sonucunda değil, parayı bulur bulmaz geliyor. Yani güçsüzsen hiçsin ama paradan başka da güç yok dünyada. Ne zaman hesabına bakıyor, üç milyon doları görüyor, kendini aşıyor. Patronunun kilolarıyla dalga geçmeye, ancak çocuklara yakışan bir olgunluk seviyesiyle fiziksel görüntüsü yüzünden aşağılamaya, sevgilisiyle yatan arkadaşının kafasında klavye parçalamaya başlıyor. Karakter bu ani değişimleri yaşarken siz özgüvenini kazandığını değil, parayı bulunca “basenlerinin” tavana vurduğunu düşünüyorsunuz (en kibar böyle ifade edebiliyorum). Yani filmin başkarakteri Wesley Gibson, Amerika’nın Polat Alemdar’ı olarak çıkıyor karşımıza bir nevî. Bunun da özgüvenle hiçbir alakası yok. Senaryo, bu temayı işlemeye çalışırken fena çuvallıyor. Bu durum da filmin asıl teması olan kimlik arayışının işlenişini sekteye uğratıyor ve filme büyük hasar veriyor. En yanlış mesaj ise Cemiyet’in amacına gelindiğinde veriliyor: Daha iyi bir dünya için kötüleri öldürmek. Kötü adam enflasyonuna bu kadar müsait bir sistemi değiştirmeye ne gerek var canım? Vur gitsin. Vuracağın kişileri de kadere teslim et. Bu vahiylerin değirmeninin suyu nereden geliyor diye de sorma, sorgusuz sualsiz itaat et. Ondan sonra da başka bir filmde (mesela başrollerini Denzel Washington’la Bruce Willis’in paylaştığı 1998 tarihli Kuşatma (The Siege) gibi bir filmle) aynı mantıkla çalışan intihar bombacılarına bakıp bir dine mensup olan tüm insanları tümden karala. Buna zannedersem çifte standart deniyor. Filmde bu sistem eleştirilse, ben de böyle bir eleştiri getirmeyeceğim. Filmde eleştirilen şey, insanüstü bir yerden emir alıp birilerini öldürmek değil, insanlardan emir alıp öldürmek. Sistemin işlememesi eleştiriliyor, sistem değil. Yani bir intihar bombacısı Tanrısı’ndan emir alıyorsa tamam. Ama emri örgütte üst rütbeli biri veriyorsa, o zaman yanlış. Çünkü Wanted evreninde muğlâk, ilahi bir yerden emir geldiği sürece öldürmek doğru bir şey. Dogmada, örümcek beyinde son nokta.

wanted3
Baş karakterin filmin başındaki, suratından
sümsüklük akan hali. James McAvoy, dönüşümü vermekte başarılı.

Filmin oyuncu kadrosu, bünyesinde son derece güçlü isimler barındırıyor. Son zamanların yükselen yıldızı James McAvoy’a esas oğlan Wesley Gibson rolü teslim edilmiş. McAvoy görevini yapıyor. Özellikle Gibson’ın sümsük halini vermekte son derece başarılı. 60 Saniye (Gone in 60 Seconds), Hayatın Benim (Taking Lives), Tomb Raider, Sky Captain ve Yarının Dünyası (Sky Captain and the World of Tomorrow), Bay ve Bayan Smith (Mr. & Mrs. Smith) gibi filmlerle yeteneğini yeterince harcamadığını düşünüyor olacak ki, Angelina Jolie bu filme de evet demiş. Belki de “onca hayır işinin arasında bir de sinemayla uğraşamam” deyip kolay yoldan para kazanmak istiyordur. Usta oyuncu Morgan Freeman’ın her zamanki dingin sesiyse, maalesef bu filmde karakterine derinlik vermekten uzak. Bu Freeman’dan değil, senaryo sayesinde ortada pek oynayacak bir rol olmamasından kaynaklanıyor. Denizci (The Limey) filminin yıldızı Terence Stamp nispeten daha başarılı ama filmde toplasanız en fazla 5 dakika görünüyor. Bir görünüp bir kaybolan ve harcandığını düşündüğüm bir diğer isimse Kıyamet Günü (Doomsday) filminde döktüren iki oyuncudan biri olan David O’Hara. Yönetmen Timur Bekmambetov da görevini layığıyla yapanlardan. Zaten tarz itibariyle yönetmenin adını duyurmasını sağlayan Gece Nöbeti (Night Watch) ve Gündüz Nöbeti (Day Watch) filmlerine yakın olan Wanted için doğru bir seçim olduğunu gösteriyor.

wanted5Unutulmaya mahkûm bir filmin, hatırlanmaya mahkûm yegâne karesi.

Çok güzel olduğunu düşündüğüm aksiyon sahneleriyle bezeli bir film Wanted. Ancak bunun çok değil, bir adım ötesine geçtiğinizde tek kelimeyle batıyor film. Dünya’nın mevcut konjonktüründe yanlış kavramları yücelten, daha da önemlisi kendi içinde bir mantık döngüsü oluşturmayıp, tıpkı filmin kimin öldürüleceğinin kararını kadere bırakıp sorgusuz sualsiz itaat eden suikastçıları gibi, bazı şeyleri dogmatik bir şekilde kabullenmemizi bekleyen tembel işi berbat senaryo bunun tek sorumlusu. Wanted, Matrix benzeri bir etki yaratma fırsatını, aksiyon sahnelerini güçlü bir senaryoyla desteklemediği ve bir mantık kurgusu oluşturamadığı için cömertçe harcıyor. Sadece 2,5 saniye görünse, filmden sonra aklınızda kalan tek şey Angelina Jolie’nin poposu oluyor.

Künye:

Yönetmen:
Timur Bekmambetov
Senarist:
Michael Brandt
Derek Haas
Yapımcı:
Mark Platt
Yapım yılı:
2008
Oyuncular:
James McAvoy
Angelina Jolie
Morgan Freeman

IMDB
Filmin Resmî Sitesi
Öteki Sinema

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI  (370 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Darren Aronofsky'nin Nuh'un Gemisi projesi
David Fincher 20.000 fersaha dalacak
Final Fantasy: The Spirits Within (2001)
Yeni yönetmeni, yeni Wolverine'i anlatıyor
The Three Musketeers / Üç Silahşorlar (2011)

Yorumlar

“Wanted: Aksiyon Filmine Acele Kan Aranıyor” yazısı için 1 yorum gönderilmiş.
  1. Onur diyor ki:

    Ayrıca edindiğim bilgilere göre “Wanted” aslında Mark Millar’in yazıp J.G. Jones’un çizdiği bir grafik-roman serisinden uyarlanmış bir film.

Fikirlerinizi paylaşın!

Yazıyla ilgili görüşlerinizi yazın.
Yorumumun yanında bir de karizmatik resmim olsun diyorsanız gravatar kullanın!