Mulan: İlkel Çağların Feminist Savaşçısı
16 Eylül 2009 tarihinde Üstar Kaan ZANBAKCI tarafından gönderilmiştir.
Kategori: Seyirsel, Sinema

Seksenlerin sonundan itibaren Walt Disney, sinemalar için ürettiği çizgi filmleri belli bir şablona oturtmuştu. Bu furya Oliver & Co ile başlasa da, ben ve ülkemizdeki pek çok kişi Güzel ve Çirkin’le (The Beauty and the Beast) farkına vardı. Bu filmleri kaçıranlar, ülkemizde yaygın olarak bilinen bir masalı işleyen Alaaddin’in etkisinden kaçamadılar. Aslan Kral’la (The Lion King) doruğuna çıkan bu furya, Walt Disney’in “her yıla bir film” politikası yüzünden zamanla eskisi kadar ses getirmemeye başladı. Pocahontas, Notre Dame’ın Kamburu (The Hunchback of Notre Dame), Tarzan bu filmler kadar ses getirmedi. Ancak çok alakasız bir yerden gelen tepki, herkesin Mulan’dan haberinin olmasına sebebiyet verdi.

Şahsına münhasıt bir insan olan Mulan, her şeyi kendine göre yapıyor. Sonuç mu? Son resimde babasının acısı yüzünden okunuyor.
Mulan filmi, bir Çin halk türküsünün anlattığı efsaneyi beyaz perdeye taşıyor. Bu efsaneye (ve filme) göre Fa Mulan, saygın bir savaş gazisinin kızıdır. Toplumun kurallarıyla ve muhafazakâr bakış açısıyla arasında çeşitli çapta ve markada sorunlar vardır. Her şeyi kendi usulüne göre yapan, toplumun beklentilerini pek takmayan, taksa da uyananayan, çenesini tutamayan bir mizaca sahiptir. O dönemdeki cinsiyet ayırımcılığını düşünürseniz, bunun ne denli büyük bir sorun olduğunu da tahmin edebilirsiniz. Ne kadar iyi niyetli olsa da bu huyları hem ailesinin dışarıyla olan ilişkilerini, hem aile saadetini olumsuz yönde etkilemektedir. Derken ülkeyi işgal eden Shan Yu’nun durdurulamaması üzerine her ailden eli silah tutan bir erkeğin askere alınması gündeme gelir. Oğullar yaşlı babalarının yerine giderek aile onurunu korurlar ama Fa ailesinin böyle bir şansı yoktur. Yaşlı ve muhtemelen bir savaş yarası yüzünden sakat olan babası askere gidecektir. Çürüğe ayrılmazsa öleceği neredeyse kesindir. Zaten toplumsal değerlerle sorunları olan Mulan gözünü karartır, babasının zırhını ve kılıcını alarak erkek kılığında askere gider. İlk başlarda hem erkeklerin dünyasına, hem askerlik disiplinine uyum sağlamaya çalışır. Acaba savaşta neler yapabilecektir? Erkek olmadığı anlaşılacak mıdır?

Mulan'ın senaryosu başarılı bir anlatıma sahip. Bir şey söylemese de anne Fa Li'nin, baba Fa Zhou'nun cepheye gönderilmesine sıcak bakmadığı sözsüz olarak, gölgelerle, Mulan'ın şahitliğinde anlatılmış.
Walt Disney, Mulan’ın yaşadığı çağ ve toplumla olan uyumsuzluğunu anlatabilmek için günümüzün değerlerine sahip bir karakter yaratmış. Yani hem genç dimağlara feminizm aşılamaya çalışmış, hem de senaryo açısından kolaya kaçmış biraz. Toplumsal kuralların ihtiyaçlardan ortaya çıktığını düşünüyorum. O dönemde toplum erkeklere askerlik, kadınlara annelik rolünü biçmişse, bunun sebebi sürekli işgal tehdidi olmasıdır. Walt Disney’in dönemin gerçeklerini göze almadan, günümüzün değerleri üzerinden yaptığı yargılamayı hoş karşılamak pek mümkün değil. Günümüzün çocuklarını günümüzün değer yargılarıyla yetiştirirken dünle böylesi bir rekabete girmemek lazım. Buna rağmen filmin feministleri memnun edememiş olması da hoş bir kinaye. Hikâye gereği Mulan’ın bir şeyler yapabilmek için erkek kılığına girmesinin feminizmin çıkış noktasına aykırı olduğu gerekçesiyle tepki gösterenler oldu. Bazıları hikâyedeki bu unsuru kadınla erkek arasında görüntü dışında bir fark olmadığını, bir cinsin yapabildiğini diğerinin de yapabildiği vurgusu olarak kabul etti ama herkes görmek istediğini görüyor anlaşılan.

Disney Stüdyoları, Hun'ları korkunç kılmak için elinden geleni yapmış. Zekiler, vahşi görünüyorlar tamam da, vampirmatik dişler neyin nesi, işte onu anlamadık.
Walt Disney’in tepki aldığı tek konu bu değil. Ülkemiz siyasetinin milliyetçi kanalının bir takım üyeleri de görmek istediklerini gördüler ve Hunların filmde resmedilişinden rahatsız oldular. Onların ifadesiyle “çok zeki, çok kötü ve çok çirkin” olarak resmedilen Hunlar yüzünden siyasetçilerimizin apar topar basın toplantıları düzenlediler. Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) benzetmeleri yapıldı. Film yerden yere vurulurken sinemalarda oynatılmasının yasaklanması için kampanya başlatıldı. Bir Çin efsanesini anlatan ve Çinlilerin bakış açısına sahip olan filmde, işgalci güç rolündeki Hunlar başka nasıl resmedilebilirdi ki? Sanki tüm Türk erkekleri olarak erkek güzeliymişiz, sütten çıkmış ak kaşıkmışız gibi “çirkin ve kötü” resmedilişimize serzenişte bulunan siyasetçiler, Hunluların Batı medeniyeti tarafından “barbar” olarak kabul edildiğinden bîhaber olduklarını gösterirken “hep iyi adam olmaya mecbur muyuz” sorularınıysa yanıtsız bıraktı. Kampanyaları da başarıya ulaşmadı. Mulan’a temkinli yaklaşan bir diğer ülkeyse efsanenin anavatanı Çin oldu. Aslan Kral’ın Çin’deki büyük başarısından sonra Mulan’ı da bu ülkede pazarlamak isteyen Disney, devlet engeline takıldı. Yılda sadece 10 yabancı filme izin veren Çin Hükûmeti, Mulan’ın bir sene rötarlı olarak, ölü mevsimde gösterime girmesine izin vererek filmin başarısını büyük ölçüde engellemeyi başardı.

Hem hareketin, hem surat ifadelerinin kusursuzluğu, Walt Disney'in animasyon alanında ulaştığı seviyeyi gösteriyor.
Mulan’ın politik yönü çeşitli nedenlerle çok tartışıldı ama sanatsal yönünü kimse tartışmadı. Animasyon açısından Mulan, Walt Disney’in ulaştığı doruğu gözler önüne seriyordu. Dövüş sahneleri gibi karakterlerin hızlı hareket ettiği ve bolca etkileşime girdiği sahneler başarıyla kotarılmıştı. Atlıların dört nala koştuğu sahne panikleyen hayvanların dağdan aşağı koşuşuyla, Mulan’ı taşıyan Khan’ın çığın altından çıkması Mufasa’nın hayvanların arasından fırlayarak tutunmasıyla benzeşerek Aslan Kral’ı hatırlatsa da, dağlardaki savaş sahnesi tek kelimeyle muhteşem. Karakterlerin hareketleri kadar yüz ifadeleri ve dudak hareketleri de alıştığımız Walt Disney çizgi filmi kalitesinde. Sadece görsel anlamda değil, yazınsal anlamda da başarılı bir film Mulan. Hikâyeye eklenebilecek hemen her şey başarıyla eklenmiş ve oldukça güzel kurgulanmış. Filmin seslendirmeleri de son derece başarılı. Aslan Kral, Alaaddin kadar bir ünlüler geçidi durumu söz konusu değil ama kalite olarak onlardan aşağı kalır yanı yok. Mulan’ı ER dizisinden ve Final Fantasy: The Spirits Within filmindeki Dr. Aki Ross seslendirmesiyle tanıdığımız Ming-Na seslendiriyor. Benim gibi Eddie Murphy’yi sevmesiniz bile, Mushu’ya bayılacaksınız. Robocop filminin fırsatçı yönetim kurulu üyesi Bob Morton’u canlandıran Miguel Ferrer’in sesi, Shan Yu’nun kötülüğüne kötülük ekliyor. Kayda değer bir diğer performans da, Yüzbaşı Li Shang’ı seslendiren B. D. Wong’dan geliyor. İki de sürprizi var filmin. Karateci Çocuk’un (The Karate Kid) Bay Miyaggi’si olarak gönlümüzde taht kuran Pat Morita, İngilizcesi’nin aslında hiç de o filmdeki gibi bozuk olmadığını Çin İmparatoru rolüyle gösteriyor. Büyük Ata’ya ses veren, Uzay Yolu (Star Trek) dizisinin Bay Sulu’su George Takei’nin sesinin de James Earl Jones’un Mufasa performansından aşağı kalır yanı yok. Filmin orkestral müziklerini besteleyen Jerry Goldsmith’e (toprağı bol olsun) değinmeden geçmemek gerek.

Dağlardaki savaşta atlıların yamaç aşağı koşuşundan Mulan'ın karların arasından fırlayışına kadar hemen her kare, Aslan Kral'da Mufasa'nın öldüğü sahneyi hatırlatıyor.
Walt Disney, böyle filmler yapmıyor artık. Genellikle filmin ilk yarısına sıkışan 4, 5 tane (ve son derece güzel) şarkısıyla, animasyon sınırlarını zorlayan bir tane büyük aksiyon sahnesiyle belli bir şablonu izleseler de, bu filmleri özlüyorum. Mulan, Walt Disney’in bu klasik çizgi filmlerinin en iyilerinden, en keyiflilerinden biri. Aslan Kral ve Alaaddin’le birlikte izlemeye doyamadığım güzel animasyonlardan biri.
Künye:
Yönetmen:
Tony Bancroft,
Barry Cook
Senaryo:
Robert D. San Souci
Rita Hsiao
Yapımcı:
Pam Coats
Yapım yılı:
1998
Oyuncular:
Ming-Na,
Eddie Murphy,
B.D. Wong,
Miguel Ferrer,
George Takei
Pat Morita












![Öteki Sinema [B-Blog] 001 – Öteki Sinema](http://www.hayaliicraat.com/wp-content/uploads/2009/07/otekisinema.png)


