Grimm Kardeşler: Masalcıların Masalı

The Brothers Grimm film afişi

Lewis Carroll, Hans Christian Andersen, Jean de la Fontaine. Masalların evrilerek fantastik ve bilim-kurgu edebiyatına dönüştüğünü düşünürsek J.R.R. Tolkien. J.K. Rawling, J. S. Lewis, Jules Verne, Herbert George Wells. Hatta Gene Roddenbery, George Lucas. Masallar yüzyıllardır değişmedi. Hâlâ sıradan insanların sıra dışı dünyalardaki serüvenlerini anlatıyorlar. Hâlâ “işte size bir hikâye ve kahramanların başlarına gelenler. Buradan gereken dersi çıkarın” diyorlar. Post modern masalcı diyebileceğimiz Terry Gilliam ise en üretken masalcılardan ikisini, Jacob ve Wilhelm Grimm’i, yani Grimm kardeşleri masal konusu yapıyor.

Kandırıkçılar

Arkada hayalet, Grimm kardeşler çığlık atıyor. İnanmayın, hepsi düzmece.

19. yüzyılın başlarında, Fransa işgali altındaki Almanya’dayız. Çocuklukları büyük sıkıntılar içinde geçen Grimm kardeşler, büyüdüklerinde para için insanların batıl inançlarından faydalanan, sahte ruh çıkarma seansları ve hayalet avları düzenleyen dolandırıcılara dönüşmüşlerdir. Karlstadt kasabasında yaptıkları bir dalavereden sonra İtalyan işkenceci Cavaldi gelerek onları bölgenin Fransız sorumlusu General Delatombe’ye götürür. Delatombe, Grimm kardeşleri Marbaden’ın kasabasında kaybolan kız çocuklarının gizemini çözmeye zorlar. Kasabalılar, bu kayıplardan doğa üstü yaratıkları sorumlu tutmaktadırlar. Grimm kardeşler kasabaya gittiklerinde önceleri durumun ciddiyetini anlamakta zorlanırlar ama sonradan karşılarında gerçekten sıra dışı olaylar olduğunu fark ederler. Kendilerine rehberlik eden Angelika adındaki hatun kişinin önderliğinde ormana yaptıkları ziyaret ve çamur canavarının kasabanın kız çocuğunu ele geçirmek üzere yaptığı saldırı uyanmalarına yol açar: Karşılarındaki doğa üstü olay gerçektir ve bununla başa çıkacak donanımları yoktur. Büyülü ormanların, gözcü kargaların, kurt adamların ve çamur canavarlarının üzerine, bir de Fransız General Delatombe’yle İtalyan işkenceci Cavaldi’nin müdaheleleri eklenince şenlik iyice alevlenir. Tabii ki ne işgalci generaller, ne de büyücü kraliçeler kahramanlarımıza engel olamayacaklardır.

Jonathan Pryce

Jonathan Pryce, General Delatombe rolünde çok başarılı.

Film boyunca Grimm kardeşlerin masallarına çeşitli göndermeler yapılıyor ama masal kahramanlarının Grimm kardeşler versiyonuyla Terry Gilliam’ın yorumu arasında önemli farklar var. Örneğin kırmızı başlıklı kızla filmin başlarında müşerref oluyoruz. Ama işin içinde büyükanne yok ve kendisini yiyen kötü kalpli kurtla kurtarması gereken oduncu aynı kişi. Hans ve Greta, yani Hansel ve Gretel aslına biraz daha uygun bir şekilde entegre edilmiş. Ormanda yürüyerek kayıp çocukları arıyorlar, kaybolmamak için de yere ekmek kırıntıları atıyorlar. Ekmek kırıntıları kargalar tarafından tüketiliyor. Hans ve Greta’nın “kötü kalpli cadı” tarafından ele geçirildiğini söylemek de mümkün. Söz konusu cadıysa Grimm kardeşlerin birkaç masalındaki kötü karakterlerin birleşimi gibi. Aynalarla ilişkisi Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’i andırırken kulede yaşaması ve saçları Rapunzel’e bir gönderme olarak göze çarpıyor. Grimm kardeşlerin yerleri sildikleri sahne Sinderella’yı andırıyor. Kurabiye Adam’sa karşımıza çamurdan yapılmış olarak çıkıyor. Aslen bir İngiliz masalı olan ve hem filmin geçtiği mekân, hem de Grimm kardeşlerin anavatanı olan Almanya’da pek bilinmeyen  Jack ve Fasulye Sırığı masalına yapılan göndermeyse filmin başında yer alıyor. Kurbanlar uyuyan güzeli andıran bir uykuya dalarken Angelika’ya giydirilen cam ayakkabılar yine Sinderella’ya yapılan bir gönderme olarak dikkat çekiyor.

Çamur Adam

Çamur Adam, filmdeki en güzel efekt çalışmalarından biri.

Filmin sonunda “Jacob ve Wilhelm Grimm, yazdıkları masalları Marbaden kasabasında yaşadıklarından esinlendiler” demeye getiriliyor ama gerçekler çok farklı. Aslen dilbilimci ve akademisyen olan Grimm kardeşlerin önemli çalışmaları var. Halk öykülerine ve masallarına olan ilgileri de buradan kaynaklanıyor aslında. Araştırma yaparken folklorik hikâyeleri toplamaya başlıyorlar. Yaptıkları çalışmaların sonucunda Avrupa dillerindeki ses kullanımının zaman içersinde nasıl değiştiğini açıklayan Grimm Kuralı ortaya çıkıyor. Alman diline büyük katkıları olan kardeşler, çalışmalar esnasında topladıkları halk hikâyelerini ve masalları edebî bir üslupla kaleme alarak 1812 yılında Çocuk ve Yuva Masalları isimli kitapta yayınlıyorlar. Bu masalların arasında ülkemizde de yaygın olarak bilinen Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Rapunzel, Kurbağa Prens, Bremen Mızıkacıları, Hansel’le Gretel, Parmak Çocuk, Uyuyan Güzel, Fareli Köyün Kavalcısı, Kar Beyaz ve Kırmızı Gül gibi öyküler bulunuyor.

Peter Stormare

Peter Stormare, oyunculuk açısından filmin zirvesi. Bunda oynadığı karakter olan Cavaldi'nin filmin en renkli tiplemesi olmasının da büyük etkisi var.

Filmin prodüksiyon aşaması son derece sancılı geçmiş. Ehren Kruger’in senaryosu Terry Gilliam’la kankası Tony Grisoni tarafından baştan aşağı yeniden yazılmış. Ancak Amerika Yazarlar Sendikası, senarist olarak Gilliam’la Grisoni’nin adının geçmesine engel olmuş. Daha büyük bir aksilikse yapımcı alanında yaşanmış. Bütçesi 75 milyon dolar olan film, MGM’e büyük gelince Grimm Kardeşler’i finanse etmekten vazgeçmişler. MGM’den boşalan yapımcı koltuğuna Bob ve Harvey Weinstein (Weinstein Kardeşler yani) oturmuş ama yaptıkları müdahaleler Terry Gilliam’ı çileden çıkarmış. Angelika rolü için Samantha Morton’u isteyen Gilliam’a karşı çıkmışlar. En büyük sorunsa Weinstein’ların filmin kurgusuna müdahale etmek istemesiyle ortaya çıkmış. Aradaki tartışma o kadar büyümüş ki her iki taraf da sorun çözülene kadar birer proje gerçekleştirmişler. Gilliam, Gelgit Ülkesi’ni (Tideland) çekerken Weinstein’lar Zorro Efsanesi’ni aradan çıkarmışlar. Bütün bu gecikmeler, filmin görüntü efeklerini üstlenen Peerless Camera’nın işine yaramış. Bu esnada yazılım dünyasında yaşanan gelişmeler, filmin finalinin yapılabilmesine olanak tanımış. Ne diyelim? Her işte bir hayır var hakikaten demek ki.

Monica Belluci

Monica Belluci ne giyerse giysin güzelliğinden bir şey kaybetmiyor. Çirkin şapkalar bile bu kural için istisna teşkil etmiyor.

Filmdeki oyunculuklara gelince. Bence son derece başarılılar. Filmin prodüksiyonundan önce Heath Ledger’la Matt Damon, Terry Gilliam’a giderek rollerini değişmek istediklerini söylemişler. Gilliam kabul etmekle çok doğru bir iş yapmış. Joker’i canlandırmasından çok önce, Ned Kelly filmiyle “iyi aktör” kategorisine soktuğum Heath Ledger’la Ocean’s Eleven, Geçmişi Olmayan Adam (Bourne Identity) gibi filmlerdeki tamamen farklı karakterlerinin altından başarıyla kalkan Matt Damon üzerlerine düşenleri başarıyla yerine getiriyorlar. Perdede daha sık izlemek istediğim aktrislerden Lena Headey, Angelika rolünde başarılı bir performans ortaya koyuyor. Güzeller güzeli Monica Belluci, görüntüsüyle tezat oluşturan kötü cadı rolünün hakkını veriyor. Grimm Kardeşler’in yardımcılarını canlandıran Richard Riding’le Karayip Korsanları filmlerinden tanıdığımız Mackenzie Crook da diğer karakterlerin oyun gücü karşısında ezilmiyorlar. Jonathan Pryce, General Vavarin Delatombe rolünde harikalar yaratıyor. Kötü karakterde sergilediği başarı, filmin genelini de olumlu yönde etkiliyor. Filmin oyunculuk tahtındaysa Peter Stormare oturuyor. Sadist ve uyanık Mercurio Cavaldi’ye resmen can veriyor. Constantine’deki Şeytan rolünde de döktüren usta aktör, bambaşka bir rolde komedi yeteneğini sergilerken başrol oyuncularından bile sahne çalıyor. Terry Gilliam’sa Weinstein Kardeşlerle girdiği iktidar savaşından galip çıkmış gibi görünüyor. Ağırlığı hissediliyor ama Grimm Kardeşler’in, 12 Maymun (The Twelve Monkeys), Baron Munchausen veya Brazil gibi safkan bir Gilliam filmi olduğunu söylemek güç.

Kahraman üçlü

Filmin kadın karakteri Angelika başlarda kahramanlarımıza temkinli yaklaşıyor ama zaman içerisinde buzlar eriyor.

Tüm bunları alt alta yazıp topladığımızda ortaya harika bir film, bir klasik çıkıyor diyebilmeyi çok isterdim ama Grimm Kardeşler ortalama bir performansı geçemiyor maalesef. Terry Gilliam’la Tony Grisoni’nin senaryosunun eli yüzü düzgün ama masal yazarlarını masal kahramanı yapmaktan başka bir özgünlük içermiyor. Birkaç istisna hariç görüntü efektleri yerli yerinde. Oyunculuklarsa çok iyi ama karakterlerin fazla derin olmaması, oyuncuların Oscar’lık performans göstermelerinin önündeki en büyük engel. Yaklaşık 2 saat boyunca sizi eğlendirmeyi başarıyor ama ne türünün, ne de Gilliam filmografisinin en iyi örneği.

Künye:

Yönetmen:
Terry Gilliam
Senaryo:
Ehren Kruger,
Terry Gilliam, Tony Grisoni
Yapımcı:
Bob ve Harvey Weinstein
Yapım yılı:
2005
Oyuncular:
Matt Damon
Heath Ledger
Jonathan Pryce
Peter Stormare
Lena Headey
Monica Belluci

IMDB | Filmin Resmî Sitesi

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI (790 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Bir Cevap Yazın

Pinterest