Dersimiz: 2012

22 Ocak 2010 tarihinde tarafından gönderilmiştir.  
Kategori: Seyirsel Magazin

Roland Emmerich bir insan değil, bir melek. Bakın, çektiği filmlerle milyonları eğitiyor adam. Hz. Ali “bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” demiş. 2012’den sonra Roland Emmerich’e kölelik borcumuzu hesaplamak alıcılarımı aşıyor, erör veriyorum. Emmerich, hayatımdan çaldığı 2,5 saatte bana neler mi öğretti?

  1. İspanyolların gelişini bilemeyen Mayaların kıyametin gelişini bildiklerini.
  2. Güneşin Dünya’nın çekirdeğini fokurdatabileceğini.
  3. Dünya’yı milyarlarca yıldır koruyan atmosferin bir anda (filmin tabiriyle mutasyona uğrayıp) işi bırakabileceğini.
  4. Dünya’nın çekirdeğini pişirecek kadar güçlü mikrodalga radyasyonların ne hikmetse yüzeye dokunmadığını.
  5. Kıyametin Mayaların tahmin ettiği gibi 21 Aralık’ta değil, yazın ortasında kopacağını. Başka bir deyişle Mayaların çok bilip çok yanıldığını.
  6. Küreselleşme karşıtlarının aslında çapulcu teröristler olduğunu.
  7. Dünya’nın çivisi çıktığında bile paranın önemli olacağını.
  8. Limuzin şoförlerinin limuzinleri tatildeyken de kullanabildiklerini.
  9. Ergenlik nöbetlerine birkaç yıl erken girmiş, her daim kızgın 10 yaşındaki erkek çocukların babalarına ilk adlarıyla hitap ettiğini.
  10. Limuzinle Los Angeles’la Yellowstone arasındaki 2500 km’lik mesafeyi günübirlik olarak gidip gelmenin mümkün olduğunu.
  11. Çocuklarınızı anneleriyle seks yaptığınız yerlere götürüp hava atabileceğinizi.
  12. Devletin yasak bölgelere çektiği çitin okullara çekilen çit kadar bile koruma özelliği olmadığını.
  13. Çocuklarınız yanınızdayken bile “Yasak bölge! Gireni oyarız!” yazılı çitleri aşmanızın sorumsuzluk olmadığını.
  14. Tepenizde ordu helikopterleri, önünüzde orduya ait silahlı araçlar fink atarken çocuklarınızın omuzlarına elinizi koyup ebleh bir surat ifadesiyle bakarsanız, basın toplantısı düzenleyeceği için Louvre Müzesi’nin müdürünü öldürecek kadar ciddi bir organizasyonun size dokunmayacağını.
  15. Tatilden beklenmedik bir şekilde erken döndüğünüzde bile işe geç kalabileceğinizi.
  16. Depremden yer yarılırken bile sevgilisinin eski kocasının Porsche’sine çarpmasının altında kasıt arayacak kadar fesat insanlar olduğunu.
  17. Roland Emmerich’in görüntü efekti ekiplerinin Godzilla’dan beri bilgisayarda otomobil yaratmak konusunda bir arpa boyu yol alamadıklarını. Limuzin, Godzilla’nın ağzından fırlayan taksiyi aratmıyordu.
  18. Binaların kibarlık edip siz içinden geçmeden yıkılmadıklarını.
  19. Yer altınızdan kayarken bile uçuş öncesi kontrollerinizi aksatmamanız gerektiğini.
  20. Felaket anında uçaktaysanız alçalıp aşağıdakilerin acılarını, ölümlerini izlemenin ve kendinizi tehlikeye atıp devrilen binaların arasından geçmenin, yükselip kendinizi kurtarmaktan daha zevkli olduğunu. Bu heyecana değer.
  21. Dünya yıkılırken Himalayaların altındaki Nuh’un gemilerinde bile çalışan cep telefonlarının bir tek Prenses Diana’nın öldüğü tünelde çalışmadığını. (Perili herhalde)
  22. Komplo teorisyenlerinin turşu ve biraya bayıldığını.
  23. “İnsanlık bir araya gelecek. Sınırlar kalkacak. Hıristiyan’ı, Müslüman’ı, Budist’i, Rastafaryan’ı, yarın herkes bir olacak” diyen bir adamın ancak ve ancak deli olabileceğini.
  24. Karavanların, yanardağdan fışkıran dev kaya parçaları çarptıktan sonra bile düz gidebildiğini.
  25. Dünya tepenize çökerken aradığınız haritayı bulduğunuzda hemen topuklayıp kaçmak yerine “yaşasın buldum” diye saçma sapan bir sevinç yaşayabileceğinizi.
  26. John Cusack’in uçurumdan yükselen parmak ucunu 200 metre uzaktan görmenin mümkün olduğunu.
  27. Toz bulutlarının yıkım gücünün olduğunu.
  28. Dünya’da bir tane olan Antonov uçağının Vegas’ta olması gibi, kahramanların ihtiyaç duydukları her şeyin senaristlerin elinin altında olduğunu (Bay Meraklı diye bir çizgi-film vardı, bir el gelip ne gerekiyorsa onu çizerdi).
  29. Rus para babalarının korumalarının elinden her işin geldiğini. (Pilotluk dâhil. Yatakta da çok iyilermiş. Ben de Tamara’nın yalancısıyım)
  30. Dünya’nın en büyük uçağı Antonov AN-25’in yüklü olsa bile dikeye yakın açılarla alçalıp yükselirken parçalanmadığını ve yıkılan binaların arasında slalom yapacak kadar çevik olduğunu.
  31. Daha önce sadece tek motorlu uçaklar uçurmuş birinin Antonov’a beş dakika içinde karmaşık kaçış manevraları yaptırabileceğini. (Rus yapımı ya, kullanımı kolay)
  32. Rusların uçaklarının büyük olduğunu.
  33. Antonov’un düşmesinden anladığımız üzere, büyüklükten ziyade işlevinin önemli olduğunu.
  34. Uçağınız düştükten sonra bir uçurumun kenarında durursa hemen kaçmak yerine sırıtıp derin bir “oh” çekmenin hayatî tehlikesi olduğunu.
  35. Çin’e giderken Dünya’nın kabuğu 1500 km kaysa bile gideceğiniz yere bir sigara içimlik mesafeye düşeceğinizi.
  36. Kapısı uzaktan kumandayla açılan, motorları sesli komutla çalışan Bentley’lerin yanında eşantiyon anahtar verdiklerini.
  37. Aynı anda hem Washington’da, hem İtalya’da, hem de Çin’de gece olduğunu.
  38. Amerikan başkanının Dünya gemisinin kaptanı olduğunu.
  39. Amerikan başkanlarının felaketlerden sağ kurtulamadığını (Emmerich’in Yarından Sonra filminde de ölmüştü.)
  40. Rönesans dönemi İtalyan mimarlarının üstün yetenekli olmasından dolayı deprem anında yapıların tavanlarının tabanlarından, hatta yer sarsıntısından önce çatlayıp yıkılacağını.
  41. Önüne gelenin Air Force One’a komuta edebileceğini.
  42. 3 bilete 3 milyar Euro sayan Rus milyarderlerin sevgililerinin estetik operasyonlarını takside bağladığını.
  43. Patronunuzun, dünya üzerinde başka estetik cerrah kalmamış gibi sevgilisinin göğüslerini eski karınızın yeni erkek arkadaşına yaptırabileceğini (dünya küçük diye boşuna dememişler).
  44. Fillerin, zürafaların ve gergedanların insanlardan kıymetli olduğunu.
  45. Çinlilerin sadece işçilikleri kadar değerli olduğunu.
  46. Arapların sadece paraları kadar değerli olduğunu.
  47. Dağ tepelerinin büyük gemiler yapacak tersaneler inşa etmek için ideal mekânlar olduğunu.
  48. Kraliçe Elizabeth’in köpeklerine kraliyet ailesinden daha fazla değer verdiğini.
  49. O kadar işçi varken sadece bir tanesinin ailesini kurtarmayı akıl ettiğini, ona da bizim kahramanlarımızın rastladığını.
  50. Geminin su alması üzerine kompartmanların kapağı kapanırken köpeğini kurtarmanın kendini kurtarmaktan önemli olduğunu.
  51. Ne hikmetse, gemilerin orta kompartmanlarının su alan bölgeye daha yakın arka kompartmanlardan hızlı dolduğunu. (Biricik Tamara’ya kıyılır mı bea?)
  52. Tamara gibi ailesi olmayan, bir de üstüne sevgililerini korumalarıyla boynuzlayanların ölüme mahkûm olduğunu. Gordon gibi ailenin stepnesiyseniz de kurtuluşunuz yok. İyi, kötü veya insancıl olmanız değerlendirme dışı. Sadece aileler yaşayabilir.
  53. Amerikan başkanın uçağı Air Force One’ın, yani bir Boeing 747’nin tsunamiden tek parça halinde kurtulacağını ve şişe mantarı gibi su yüzüne çıkacağını.
  54. Cep telefonu, GPS gibi sistemlerin ve uydu iletişiminin Dünya’nın manyetik alanının sapıtmasından etkilenmediğini.
  55. Kadınların sevgilileri öldükten beş dakika sonra kendilerini eski kocalarının kollarına atıp öpüşecek kadar ruhsuz yaratıklar olduğunu.
  56. Senaristler tarafından bir karakterin Arapları aşağılamasından beş dakika sonra “Hepimiz kardeşiz” diyerek Dünya liderlerine ders verip kapıların açılmasını yutmamızın beklendiğini. Filme mesaj olsun diye konmuş replikler icra edilirken, Oliver Platt’ın Anhauser’ı gibi hırslı karakterlerin bile “bu ne riyakârlık?” diyerek hem terbiyesini hem de karakterin façasını bozmayacağını.
  57. Geminin kapılarını açıp birkaç bin kişiyi daha almanın, 6 milyar insanın ölümüne sebep olanların vicdanını rahatlattığını.
  58. Kapıların açılmasından anladığımız üzere, Nuh’un gemisinin yiyecek kaynaklarının yolcu sayısını belirlemede etkili olmadığını.
  59. 1500 metrelik tsunaminin 8000 metrelik dağdan yüksek olduğunu.
  60. Aile babalarının intihar görevlerinden sağ salim dönebildiklerini.
  61. Everest Tepesi’nin göründüğü kadar sert olmadığını.
  62. Felaket esnasında şöyle rahat rahat, yayaraktan, rölaks bir şekilde kurtulmak diye bir şeyin olmadığını, tüm musibetlerin ancak son saniyede savuşturulabileceğini.
  63. Dünya’nın sonunun yedi yaşındaki kızların altını ıslatma sorununu tedavi edebileceğini.
  64. Ümit Burnu’nun adının kıyamet koptuktan sonra batmayacak olmasından geldiğini.
  65. Açlığın önemli bir sorun olduğu Afrika kıtasının yüz binlerce insana seve seve kucak açacağını (hele bir açmasın, hemen demokrasi götürürler).
  66. Sadece Hıristiyanlara ait eserlerin yıkılabildiğini.
  67. Tüm felaketlerden batı medeniyetinin etkileneceğini ve çareyi üçüncü dünya ülkelerine sığınmakta bulacaklarını (Yarından Sonra’da da öyleydi).
  68. Film çekerken yaratıcılığa gerek olmadığını.
  69. Film çekerken oyunculuğa gerek olmadığını.
  70. Film çekerken yönetmenliğe gerek olmadığını.
  71. Filmlerin sanat değil, mühendislik eseri olduğunu.
  72. Kasting ne kadar mükemmel olursa olsun, karton karakterlerin oyuncuları kötü gösterdiğini.
  73. Arada “geride kalanlara bu kadar acıyorsan biletini onlara ver” gibi hoş çelişkiler vurgulansa da Roland Emmerich’in bu hızla senaryo yazmayı öğrenmeye ömrünün vefa etmeyeceğini.
  74. “Tüm filmlerimin felsefî bir yönü vardır” buyuran Emmerich’in felsefesinin gayet kof olduğunu.
  75. Ucu Roland Emmerich’e dayanan dizi projelerinin beni filmlere nazaran çok daha fazla heyecanlandırdığını (Stargate’ten sonra bu filmde sağ kurtulanların başına gelenleri anlatan 2013).

Bunları öğrendim ya. Ben, ben değilim artık. Yeni biriyim. Şahtım, şahbaz oldum. Sayende, Emmerich. Başarılarının devamını dilerim.

Not: Yazı, kendi gözlerimle IMDB forumlarındaki bir başlığın derlenmesiyle oluşturulmuştur.

Künye:

Yönetmen:
Roland Emmerich
Senaryo:
Harald Kloser
Roland Emmerich
Yapımcı:
Harald Kloser
Roland & Ute Emmerich
Yapım Yılı:
2009
Oyuncular:
John Kusack
Chiwetel Ejiofor
Oliver Platt
Amanda Peet
Danny Glover
Thandie Newton
Woodie Harrelson

IMDB | Filmin Resmî Sitesi

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI  (370 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

İlk Kan: İlki En Güzeli
American Gangster: İç içe geçmiş iki insan öyküsü
Battle: Los Angeles / Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı (2011)
Transformers 4 kesin gibi.
Yeni Tenten fragmanı aksiyon dolu

Yorumlar

“Dersimiz: 2012” yazısı için 3 yorum gönderilmiş.
  1. doctor_jivago diyor ki:

    Eh, mal gibi izlemişiz abi resmen :D Ben neden bunlara dikkat etmedim??? Eline sağlık :)

  2. Léo diyor ki:

    Okurken çılgınca güldüğümü, bu satırları yazarken her kelime arasında mola verip gülmeye devam ettiğimi, çok ama çok eğlendiğimi söylemeliyim. :D Teşekkürler.

  3. judass diyor ki:

    Sinemanın sanatsal yönü ile salt propaganda ve hamasi söylev yönü arasındaki ince çizginin mümkün olabilen ”en kalın” şekilde arz-ı endam ettiği şovenist ve ırkçı bir film.

    Bu güzel yazı için ellerine sağlık:)

Fikirlerinizi paylaşın!

Yazıyla ilgili görüşlerinizi yazın.
Yorumumun yanında bir de karizmatik resmim olsun diyorsanız gravatar kullanın!