Firefly (I. Bölüm): Küçük Dev Efsane
14 Nisan 2010 tarihinde Üstar Kaan ZANBAKCI tarafından gönderilmiştir.
Kategori: Dizisel, Seyirsel

“Uzay vesterni”. Yanlış bir tanımlama olmadığı muhakkak. Fakat Firefly’ı izlerken (ki bu incelemeyi yazmak için ikinci kez izledim) kesinlikle eksik olduğu hissine kapıldım. Evet, Firefly hikâye unsurlarından kostüm tasarımına, aktörlerin aksanlarına, geçtiği evrendeki bazı unsurlara kadar buram buram vahşi batı kokuyor ama biraz derinlemesine baktığınızda altının çok dolu olduğunu, bir vesternden fazlasını sunduğunu görüyorsunuz.
Başlamadan önce:
Firefly, yapımcıların öngördüğünden tamamen farklı bir sırayla yayınlandı. Hatta Amerika’da yayından kaldırılmadan önce dizinin en son oynatılan bölümü pilot bölümüydü. O yüzden başlamadan önce doğru izleme sırasını vermeyi uygun buluyorum. Bu yazıdan sonra diziyi izlemeye karar verirseniz veya sırasız izlemişseniz, aşağıdaki sırayla izleyebilirsiniz.
- Serenity: Mali açıdan zor durumda olan ve işleri ters giden Malcolm Reynolds ve ekibi, gemiye yolcu almaya karar verirler ancak bu yolcuların her birinin taşıdığı sırlar yüzünden hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
- The Train Job: Niska adlı gaddar bir mafya babası, Reynolds ve ekibini bir treni soyması için tutar.
- Bushwacked: Yamyamların (Reavers) saldırısına uğrayan bir gemiyi yağmalayan Reynolds ve ekibi, 1 kişiyi de sağ olarak kurtarırlar, fakat bir İttifak kruvazörü tarafından yakalanırlar. Gemiden sağ kurtulan kazazedenin ilginç bir yönü vardır.
- Shindig: Malcolm’un kaçakçılık meseleleriyle Cariye Inara’nın işleri, hiç umulmadık ve istenmeyen bir şekilde kesişir.
- Safe: Mal, vurulan Papaz Book’u kurtarmak üzere apar topar gezegenden ayrılırken kaçırılan Simon ve River’ı geride bırakır.
- Our Mrs. Reynolds: Malcolm Reynolds evlenir. Eşi Saffron, kendisinden beterdir.
- Jaynestown: Jayne’in birkaç yıl önce soymaya teşebbüs edip zar zor kaçtığı bir kasabaya indiklerinde hiç beklemedikleri bir şeyle karşılaşırlar: Jayne bir halk kahramanı olmuştur.
- Out of Gas: Serenity, motorları susmuş, yaşam desteği kapalı bir şekilde uzayda sürüklenmektedir. İçeride sadece Malcolm Reynolds vardır ve ölmek üzeredir.
- Ariel: Simon, kardeşi River’a yardım edebilmek için Reynolds ve ekibini tutar. Amaç, Ariel’in hastanesine sızmaktır.
- War Stories: Karısı Zoe ile Malcolm’un sıkı dostluğunu kıskanan Wash, karısının yerine göreve gider ama ikili Niska’nın gazabına uğrarlar. Ekip, ikisini kurtarmak için seferber olur.
- Trash: Saffron, Malcolm Reynolds ve ekibine iş bulur.
- The Message: Malcolm Reynolds ve ekibine bir tabut postalanır. İçindeki ceset, asker arkadaşlarına aittir.
- Heart of Gold: Eski bir dostu, Inara’dan yardım ister. Reynolds ve ekibi seferber olurlar.
- Objects in Space: Ekibin sürekli olarak dengesiz davranışlarından şikâyet ettiği River, istenmediğini düşünmektedir. Bu arada Serenity’nin kaçak bir yolcusu vardır: Jubal Early.

Atlar ve havada uçan araçlar. Firefly evreni için olağan bir görüntü.
Yaratım Süreci:
Dizinin yaratıcısı olan Joss Whedon, Amerikan televizyon piyasasının başarılı isimlerinden. Kariyerine 1989 yılında, Rosanne dizisinin bazı bölümlerini yazarak başlamış. Daha sonra Parenthood dizisine transfer olmuş. Buraya üç bölümün senaryosunu teslim ettikten sonra ilk sinema filmine yeşil ışık yakılmış: Buffy the Vampire Slayer. 1992 yılında çekilen film, Whedon’la yönetmen Fran Rubel Kuzui arasındaki yaratıcı farklılıklar yüzünden istenen etkiyi yaratamamış ve kötü eleştiriler almış. Ama bu, Whedon’u yıldırmamış. 1995 yılında Oyuncak Hikâyesi’nin (Toy Story) senaryosunu yazan 4 kişilik ekibe katılarak geleceğini garantiye almış. Buradaki başarısı sayesinde 1997 yılında Yaratık (Alien) serisinin 4. filmi Diriliş (Resurrection)’ın senaryosunu yazma görevi kendisine verilmiş.
Whedon’un Yaratık serisine çok şey kattığı muhakkak, ama bunu yaparken serinin pek çok özelliğini de gözden kaçırdı. Hayranların perdede görmek istediği şey bir insan – yaratık kırması değildi çünkü. Yine de Yaratık: Diriliş (Alien: Resurrection) bazı görsel şovlara olanak tanıyan, güzel dönemeçler ve replikler içeren senaryosuyla Whedon’un neler yapabileceğini ilk kez gözler önüne seriyordu. Whedon, filmin arkasından yeniden televizyon piyasasına döndü. 1992 yılında çekilen Buffy: The Vampire Slayer’ın istenen etkiyi yaratamaması üzerine, aynı konsepti bir televizyon dizisi haline getirmeye karar verdi. Büyük başarı kazanan dizi, hızla kült mertebesine yükseldi. Pek çok kez ödüle aday olan Buffy’den bir çizgi film, bir de Angel adlı yan dizi türetildi. Buffy kadar olmasa da, Angel da başarılı oldu. Hiperaktif Whedon, bu diziler devam ederken Titan A.E. ve Atlantis: Kayıp İmparatorluk (Atlantis: The Lost Empire) adlı çizgi filmlerin yazımında da görev aldı. Ancak bunlar hem içerik olarak Whedon’un Yaratık’ta sergilediği yeteneklere pek uygun değildi, hem de tek başına değil, bir ekiple çalışmıştı.

Dizinin yaratıcısı Joss Whedon, Firefly setinde.
Bütün bunlar olurken Fox kanalı, Joss Whedon’dan bir dizi daha sağmak istiyordu. Bunun üzerine Whedon, Gettysburg savaşını konu olan bir roman olan The Killer Angels’ı okuduğundan beri kafasında olan bir projeyi öne sürdü. Amerika’nın iç savaş sonrası kendini toparlama sürecinde yaşananları ve vahşi batıya ait unsurları, biraz II. Dünya Savaşı’yla harmanlayıp geleceğe taşımayı planlıyordu. Projenin adı Firefly’dı. Böyle bir ortamda kendini kurtarmaya çalışan insanların hikâyesinin anlatıldığı, karakterlere dayalı bir dizi olacaktı. Joss Whedon, Firefly evrenini yaratmaya koyuldu.
Firefly Evreni:
Firefly’ın gelecek tasviri, pek çok bilimkurgu dizisiyle kıyaslandığında daha gerçekçi. Eski Dünya’nın doğal kaynakları artık insan nüfusunu kaldıramaz hale gelince, bir grup yerleşimci nesil gemilerine bindiği gibi soluğu yeni bir yıldız sisteminde alıyor. Nesil gemilerine biniyorlar, çünkü Firefly evreninde ışıktan hızlı yolculuk etmek mümkün değil. Sisteme varır varmaz buradaki gezegen ve uydularını “dünyalaştırıyorlar”. İnsanların yaşayabilmesi için gereken koşullar oluştuğunda inip yerleşim bölgeleri kuruyorlar. Bunun için önce gemileri söküyorlar, daha sonra gezegenin de kaynaklarını kullanarak yeni şehirler yaratıyorlar.

Serenity Vadisi Savaşı, Bağımsız gezegenlerin İttifak karşısındaki yenilgisini mühürlüyor.
İnsanların onlarca gezegen ve yüzlerce uydusundan oluşan yeni vatanında zaman içerisinde husumetler oluşmaya başlıyor haliyle. İnsan bu, rahat durmuyor. İşte böyle bir ortamda, Eski Dünya’nın hayatta kalan iki büyük süper gücü olan ve yıldız sisteminin merkezindeki en sote gezegenleri kapmış olan Amerika ve Çin düşmanlara karşı güçlerini birleştirerek Anglo – Çin İttifakı’nı oluşturuyorlar. Birleşme Günü Amerika hâlâ bildiğimiz Amerika, Çin de hâlâ bildiğimiz Çin olunca bu sorunların küçüldüğü değil, tam aksine büyüdüğü anlamına geliyor. Çünkü amaç kendini savunmak, var olmak değil, yayılımcı ve kontrolcü politikalarla tüm yıldız sistemini kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek. Tabii her zaman olduğu gibi şekillendirilmek istemeyenler, baskıcı rejime biat etmeyenler ortaya çıkıyor. İttifak’ın bunları yola getirme çabaları sonucunda çıkan iç savaşta iki taraf da ağır kayıplar veriyor. Savaş, İttifak’ın Serenity Vadisi zaferiyle sona eriyor. Zaman içerisinde insanlar İttifak’ın faşizan kapitalizmine alışıyorlar. Yıldız sisteminin uzak bir köşesindeyse, nereden geldikleri bilinmeyen ama vahşetleriyle herkes tarafından korkulan Yamyamlar ortaya çıkıyor. İttifak, Yamyamların varlığını resmî olarak reddediyor.

Firefly'da değinilen sorunlar, günümüzün dünyasıyla aynı. Bazı gezegenler yokluk ve hastalıkla boğuşurken güç sahipleri cennet gibi mekânlarda yaşıyorlar. Anlayacağınız 500 yıl sonra bile sorunlarımız aynı.
Joss Whedon’un Firefly için yarattığı bu ortam, dizinin beslendiği Amerikan iç savaşıyla İkinci Dünya Savaşı’nın bir alternatif tarihini andırıyor fakat gelecekte geçiyor. Dünya tarihinde yenilmiş olan tarafların Firefly’daki karşılıkları zafer kazanmış. Bu durum, Joss Whedon’a iki avantaj sağlıyor. Birincisi, küfürlerin hepsi Çince ediliyor. En eğitimsiz insanın bile Çince konuşması mantıklı bir zemine oturtulduğundan bu durum bir sorun teşkil etmiyor. Böylece kanunsuz karakterler de Harvard mezunu gibi konuşmamış oluyorlar. Bir diğer avantajsa, nesil gemilerine atlayıp gelinmesi sonucunda medeniyetlerin bir harmanının ortaya çıkmış olması. Bu yüzden vahşi batıyı andıran bir barda dansöz oynaması, jenerikte Country müziğinin arkasında Çin’e ait enstrümanların çalması, aynı kişinin üzerinde farklı kültürlere ait kıyafetlerin olması gibi bazı şeyler normal hale geliyor.

Kovboy ve Çin şapkalarıyla fes ve eşarp bir arada. Dizinin evreni, bu harmanı mantıklı kılıyor.
Whedon’un devlet tasviri fevkalade inandırıcı. Biri devlet kapitalizmi, diğeri liberal kapitalizm uygulayan iki milletin bir araya gelmesi sonucunda ağır bir bürokrasi ortaya çıkmış, ama Ariel gibi merkez gezegenlerde bile denetim olmadıkça uygulanmıyor. Merkez gezegenler ışıl ışıl ve denetim, güvenlik gibi meseleler son derece sıkı. Dış yörüngelerdeki gezegenler ve uydularında yaşayanlar ise büyük ölçüde kendi yağlarında kavruluyorlar. Yine de İttifak’ın bu gezegenleri tam anlamıyla boş verdiğini söylemek haksızlık olur. Her ne kadar yetersiz de olsa ilaç ve gıda yardımı yapılıyor. Dış yörüngeler, aynı zamanda suçluların sığındıkları yerler. Dizi, işte böyle bir evrende, Malcolm Reynolds önderliğindeki dokuz kişinin yuvaları olarak gördükleri Serenity adlı Firefly (Ateşböceği) sınıfı bir kargo gemisinde verdikleri var olma mücadelesini anlatıyor.
Bu aylık bu kadar. Yazı dizisinin ilerleyen bölümlerinde karakterlerine ve Serenity uzay gemisinin detaylarına ineceğim. Böylece dizi bölümlerinin konusunu okurken kafanızdan geçen “Cariye Inara kimdir?”, “Simon’la River gemide ne iş yaparlar?”, “Zoe, Wash gibi bir adamda ne bulup da evlenmiş olabilir?”, “Serenity çok yakıyor mu, iyi kaçıyor mu?” gibi birbirinden önemli soruların yanıtlarını bulabileceksiniz.
Firefly hakkındaki tüm yazılarımız için tıklayın
Künye:
Yaratıcı:
Joss Whedon
Yayınlandığı yıllar:
2002
Oyuncular:
Nathan Fillion
Gina Torres
Alan Tudyk
Morena Baccarin
Adam Baldwin
Jewel Staite
Sean Maher
Summer Glau
Ron Glass












![Öteki Sinema [B-Blog] 001 – Öteki Sinema](http://www.hayaliicraat.com/wp-content/uploads/2009/07/otekisinema.png)



Çok güzel bir yazı olmuş, baştan izleyesim geldi Firefly’ı. Yalnız Wash gayet evlenilecek adamdır, teessüf ederim
Eline sağlık Kaan, çok severim Serenity’i…
Joss Whedon’un en güzel ama en talihsiz işi… Hep yeniden çekilecek umdundayım ama…