The A-Team / A-Takımı (2010)

25 Ağustos 2010 tarihinde tarafından gönderilmiştir.  
Kategori: Seyirsel, Sinema

Michael Bay, Roland Emmerich, Üwe Boll, Louis Leterrier adlı yönetmenler epik görünümlü çöp filmler (bir nevi Doğan görünümlü Şahin) çekedursun, 2 isim eğlence sinemasında çok daha kalıcı olacağını garantiledi: Stephen Sommers ve Paul W. S. Anderson. Yönettikleri filmlerin senaryolarını da kendileri yazdığından ve ne istediklerini çok iyi bildiklerinden filmlerin “ciddiyet” seviyesini de çok iyi ayarlıyorlar. Bu yüzden filmlerini izlerken yönetmenin size “çok şahane film çektim” dayatması yapmadığını, “eğlen ey seyirci” dediğini hissediyor ve gerçekten de eğleniyorsunuz. Bu hisse en son Stephen Sommers’ın G. I. Joe: The Rise of Cobra filminde kapılmıştım. 80’lerin unutulmaz dizisi A-Takımı’nın yeniden çevrim olan filminde de aynı şeyleri hissettim.

Eski A-Takımı ekibi, 80'li yıllarda gönüllere taht kurmuştu.

A-Takımı’nın dizisi 1983-1988 yılları arasında yayınlanmıştı. Vietnam’da sıra dışı işler başaran ekip, daha sonra işlemedikleri bir suç yüzünden hapse atılmışlar, daha sonra Hannibal Smith’in zekâsı sayesinde kaçmışlar ve yeraltına inmişlerdi. Onlar artık kaçaktılar ve geri dönmeye de niyetleri yoktu. Paralı asker olarak görev yapmaya başladılar ama müşterilerini iyi seçiyorlardı. Derdi olan insanlara yardım ediyorlar, zengine karşı mazlumun hakkını savunuyorlardı. Ekipten birinin gazeteci olması A-Takımı efsanesini pekiştirdi ve kısa sürede ünlendiler. Orduysa peşlerini hiç bırakmadı. Dizi, 2. sezonun ortalarına kadar bu konsepti korudu. 3. sezonun sonuna kadar da terk ettiğini söylemek yanlış olur. Ancak düşen reytingler yüzünden 4. sezondan itibaren senaryoları yazarlardan ziyade yapımcıların yazması diziyi daha da dibe batırdı. Haksız yere suçlanan, masumiyetlerini pekiştiren bir iş yapan ekip Güney Amerika’da ABD yanlısı liderlerin darbelere kurban gitmesini engellemeye, Amerika’yla Rusya arasında çıkması muhtemel nükleer savaşları engellemeye başladılar. Yapımcılar, reytingleri yükseltmenin yolunu A-Takımı’nı “büyütmekte” bulmuşlardı ama bunu yaparken diziye en büyük ihaneti ettiler. 5. sezonda hükümet adına çalışan gizli bir hücre haline gelmeleri durumu daha da beter etti ve dizi yayından kaldırıldı. Ama A-Takımı ölmedi.

A-Takımı'nın meşhur GMC minibüsü, bu filmde de küçük de olsa bir rol oynuyor.

2010 tarihli A-Takımı filmi, dizinin ruhuna ve karakterlerine büyük ölçüde sadık kalıyor. 2 önemli değişiklik var: Birincisi, olayları günümüze taşıyor. İkincisi, birinci maddeyle bağlantılı olarak haksız yere suçlandıkları yer Vietnam değil Irak oluyor. Ama önce, meşhur A-Takımı’nın nasıl bir araya geldiğini görüyoruz. Meksika’da 2 kirli polis tarafından esir tutulan Hannibal Smith, faşist bir general olan Tuco’nun çiftliğinde esir tutulan Templeton Peck’i kurtarmak üzere harekete geçiyor. Dâhiyane planıyla kaçmayı başaran Smith, yolda minibüsüne büyük değer veren BA Baracus’a rastlıyor ve birlikte Face’i kurtarıyorlar. Ancak ABD’ye gidebilmek için bir pilota ihtiyaçları var. Bilin bakalım o pilot kim? Evet, Gaziler Ruh ve Sinir Hastalıklar Hastanesi’nden Murdoch’ı kaçırıyorlar, Murdoch da onları (leziz bir aksiyon sahnesi eşliğinde) ABD’ye kaçırıyor. 8 yıl ve 80 başarılı görev sonra Irak’ta konuşlanmış olan ekibimizle aynı günde 2 farklı kişi bağlantı kuruyor. Bunlardan biri, Templeton Peck’in eski sevgilisi olan Yüzbaşı Sossa, diğeriyse CIA’den Ajan Lynch. Her 2 görüşmenin konusu da Irak’ta sahte Amerikan doları basmakta kullanılan baskı kalıpları. Sossa, A-Takımı’nın bu işten uzak durmasını öğütlüyor. Lynch’se kalıpların A-Takımı tarafından ele geçirilmesini. Görev başkasına gidecekken Hannibal Smith, yakın dostu olan General Morrison’u ikna ediyor ve A-Takımı kalıpları çalmak üzere gayrı resmi bir operasyon düzenliyor. Sonuçta başarılı da oluyorlar ama Morrison öldürülüyor,  sahte paralar çalınıyor ve bunların hepsinden A-Takımı sorumlu tutuluyor. 10 yıl hapse mahkûm olan ekip, Lynch’in de yardımıyla kaçıyor ve masumiyetini ispatlamak üzere harekete geçiyor. Ancak bu iş düşündükleri kadar kolay olmayacaktır -ki olsa film 15 dakikada biter zaten. İhanetler, kaçışlar filan derken A-Takımı’nı zorlu bir serüven beklemektedir.

En çok konuşulan aksiyon sahnesi "tankla uçaktan atlama" sahnesi olsa da, Murdoch'un ambulans helikopteriyle füzeleri alt etmesi bana daha büyük keyif verdi.

Tıpkı Stephen Sommers ve Paul W. S. Anderson gibi, yönetmen Joe Carnahan da filmin yazım süreciyle alakadar olmuş. Ona Brian Bloom ve yine G.I. Joe’dan tanıdığımız Skip Woods eşlik etmiş. Göze ilk çarpan şey, eski diziye yapılan göndermeler. BA Baracus’un yumruklarından birinde “Pity”, diğerinde “Fool” yazması (ve Mr. T’nin meşhur “I pity the fool” lafına gönderme yapılması), Murdoch’un hastaneden kaçırılması, Templeton Peck’in çapkınlığı, BA’in Murdoch’tan kaynaklandığını öğrendiğimiz uçuş korkusu, Hannibal’ın planları, GMC minibüs, dünya yıkılmasına rağmen kimseye bir şey olmaması ve tabii ki filmin sonunda çok kısa süre de olsa görünen Dirk Benedict’le Dwight Schultz, eski dizinin hayranlarını tavlamaya yeter de artar bile. Carnahan, bazı yenilikler de yapmayı tercih etmiş ama bunların ne kadar iyi olduğu biraz su götürür bir konu. Örneğin BA’in Nirvana’ya ulaşması gibi şeyler genelde Murdoch karakterinden beklenecek türde bir şeydi ve BA’le Murdoch arasındaki atışmaların da temelini oluştururdu. Aynı rolün BA’e oturduğunu söylemek zor. Dizide plan yapmak da Hannibal Smith ve Murdoch’un tekelindeydi. Filmde Templeton, bu tekeli biraz kırıyor. Yine de A-Takımı’nın 22 yıl sonra gelen yeniden çevrimi, orijinal dizinin havasını yakalamayı büyük ölçüde yakalıyor.

Büyük aşklar, büyük kinler doğurur. Yoksa tersi miydi? Çapkın Face'in "gönlündeki kadın" dizide rahibeydi, burada ordu içindeki suç örgütlerini araştıran özel bir ajan. Jessica Biel role oturmuş.

Filmin bir kasting harikası olduğunu söylemek mümkün. Murdoch rolündeki District 9 (Yasak Bölge 9) yıldızı Sharlto Copley, usta oyuncu Dwight Schultz’u aratmıyor. Templeton Peck’i canlandıran Bradley Cooper’in Dirk Benedict’ten bile başarılı olduğunu söylemek mümkün. Aslen bir dövüş sporcusu olan ve BA Baracus’u canlandıran Quinton Jackson ise hoş bir sürpriz oldu benim için. Mr. T’den neredeyse hiç farkı yok ve rolüne bir hayli oturmuş. Beni hayal kırıklığına uğratan tek isimse Liam Neeson oldu. Neeson, Star Wars’tan (Yıldız Savaşları) Clash of the Titans’a (Titanların Savaşı) istisnasız her filmde düşük performans sergilemesine rağmen kolay para kazanmak uğruna bu tür filmlerde oynamaktan vazgeçmiyor. The A-Team de bu konuda istisna değil. Yan rollerde oynayan isimlerse görevlerini yerine getiriyorlar. Sossa’yı canlandıran Jessica Biel, Lynch’i oynayan Patrick Wilson zaten pek fazla oyun gücü gerektirmeyen rollerinin hakkından başarıyla gelirken senaryoda da imzası bulunan Brian Bloom, filmin gıcık adamı Pike’ı canlandırarak en zor yan rolü kapmış. Yönetmen ve senarist Joe Carnahan’ın, ne istediğini bilerek giriştiği projeden alnının akıyla çıktığını söyleyebiliriz.

Dizinin, taklalar atan arabaların içindekilerin sağ kurtulmasını sağlayan karikatürize şiddeti, filmin birkaç yerinde de kendisini gösteriyor. Bir sahnede kahramanlarımız bombardımandan sağ kurtuluyor.

A-Takımı epik bir aksiyon filmi olarak karşıma çıksaydı yerden yere vurmam kaçınılmazdı. Ancak gerek orijinal materyalin içeriği, gerek bunu günümüze uyarlanış biçimi, gerekse de kendine pek ciddiye alan bir film olmaması nedeniyle bu yılın keyifli seyirliklerinden biri olduğunu söylemekle yetiniyorum. Eski dizinin hayranlarının yüzünü kara çıkarmayacak. A-Takımı’yla ilk kez karşılaşanları tatmin edebileceğiyse şüpheli.

A-Takımı Külliyatı
A-Takımı (1983) I. Bölüm
| A-Takımı (1983) II. Bölüm | A-Takımı 2010

Künye:

Yönetmen:
Joe Carnahan
Senaryo:
Joe Carnahan
Brian Bloom
Skip Woods
Yapımcı:
Stephen J. Cannell
Ridley Scott
Tony Scott
Yapım yılı:
2010
Oyuncular:
Liam Neeson, Bradley Cooper, Sharlto Copley, Quinton Jackson, Jessica Biel, Brian Bloom, Patrick Wilson

IMDB | Filmin Resmî Sitesi

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI  (370 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Dört Tekerlekli Kahramanlar
District 9: İntergalaktik Mülteci Sorunu
Star Trek 2'den bir iyi, bir de kötü haber
Padilha: Bu Robocop başka Robocop
Luc Besson sunar: Lock-Out

Fikirlerinizi paylaşın!

Yazıyla ilgili görüşlerinizi yazın.
Yorumumun yanında bir de karizmatik resmim olsun diyorsanız gravatar kullanın!