How To Train Your Dragon / Ejderhanı Nasıl Eğitirsin (2010)
14 Aralık 2010 tarihinde Üstar Kaan ZANBAKCI tarafından gönderilmiştir.
Kategori: En Taze Hayaller, Seyirsel, Sinema

Ana akım animasyonların ne zaman salt çocuk eğlencesi olmaktan çıkıp yetişkinlere yönelik öğeler de içermeye başladığı konusunda kesin bir milat veremeyeceğim ama bu konuda izlediğim ilk animasyon Aslan Kral’dı (The Lion King). Kavga sahnelerinde çıkan kandan Mufasa’nın ölümüne kadar her kararı hikâyeyi layığıyla anlatmak üzere vermişlerdi. Öyle ya, babanızı öldürüp hakkını olan tahta oturan amcanızla tutuşacağınız kavga “el pişirmece” tadında olmazdı ne de olsa. Bir kısım şaşkın muhafazakârın “sonunda çocuğu oluyor, cinsel göndermeler var demek ki” diyerek filmi topa tutması da cabası. Disney daha sonra eski çizgisine döndü ama Aslan Kral’ı ölümsüzleştiren bu unsurlar büyük ölçüde bilgisayar animasyonlarına da taşındı. Yazımızın konusu olan How to Train Your Dragon filmi de aynı yolu izliyor.

Filmdeki ejderha tasarımları çok renkli ve bira karikatürize. Arkada görülen kırmızı ejderhaysa Çin mitolojisinden fırlamış gibi görünüyor.
Filmimiz bir Viking köyünde geçiyor. Köy eski olmasına rağmen binaları yepyeni, çünkü sürekli olarak ejderhaların saldırısı altında. Kahramanımız olan Hiccup’sa (Türkçesi Hıçkırık) diğer Vikinglerden biraz farklı. İnce yapılı vücuduyla savaşmaya pek uygun olmadığı intibaı uyandıran Hiccup, yine diğerlerinin aksine harekete geçmeden önce sonuçlarını düşünüyor. Etrafındakileri pek dinlememesi konusundaysa babasına çekmiş. Yine böyle bir saldırı esnasında Hiccup, kendi icat ettiği makineyle bir ejderhayı vurur. Ertesi gün vurduğu ejderhanın yanına gider. Ejderha bir “gece öfkesi” türündendir. Dişsiz adını verdiği ejderha sayesinde son derece vahşi olduğu düşünülen, bugüne dek yakalanamadığı ve öldürülemediği için hakkında hiçbir şey bilinmeyen bu ejderha türü hakkında yeni şeyler öğrenmeye başlar. Bu esnada Dişsiz’le Hiccup arasında bir dostluk filizlenir. Ancak her şey güllük gülistanlık değildir. Hiccup, ejderha eğitiminde Dişsiz’den öğrendikleri sayesinde sınıfının birinciliğini alır. Hiccup’ın ilgi duyduğu ve yine birinciliğe oynayan Astrid, Hiccup’ın başarısının sırrını öğrenmeyi başarır. Hiccup, Astrid’i ejderhalar hakkında bilinen her şeyin yanlış olduğu konusunda ikna eder ama önemli bir sorun vardır: Hiccup’ın yarın bütün sınıfın (ve bir süre öncesine dek kendisinden yana ümitsiz olan babasının) önünde ilk ejderhasını öldürmesi gerekmektedir. Dişsiz bunu öğrenince ejderhaların sırrını açıklar. Ejderhalar, yem olmamak için saldırmaktadır. Yağmaladıkları köylerden elde ettiklerini devasa bir yaratığa sunmaktadırlar. Hiccup bunu öğrendikten sonra ejderhalarla insanlar arasındaki savaşın sonunu getirmeyi kafasına koyar. Ama kimseyi dinlemeyen babası, birbirileriyle iletişim kuramayan 2 tür ve sevdikleri arasında kalacaktır.

Ebeveyn - çocuk iletişimsizliği filmin içerisinde önemli bir yer tutuyor.
Film, İngiliz yazar Cressida Cowell’in aynı adlı çocuk kitabından uyarlanmış. Tabii kitabın bazı bölümleri değiştirilerek 3B sunumun gerektirdiği epik bir anlatıma uygun hale getirilmiş. Başta Dişsiz olmak üzere ejderhalar değiştirilirken Hiccup’ın yavuklusu Astrid karakteri eklenmiş. Cressida Cowell yapılan değişiklikleri olumlu karşılamış. William Davies, Dean DeBlois ve Chris Sanders senaryolaştırma işini üzerlerine almışlar ve 7’den 70’e herkese hitap eden bir senaryo ortaya çıkarmayı başarmışlar. Hiccup’la babası arasındaki ilişki kuşak çatışmasına, farklı nesillerin birbirini anlamamasına, iletişim kopukluklarına değiniyor. Ejderha eğitimi sahnelerinde herkes kendi okul hayatından bir şeyler bulabilir. Filmin ana hikâyesiyse fiziksel görünümlerinden toplumsal yapılarına kadar her konuda birbirlerinden çok farklı 2 ırkın, yani insanlarla ejderhaların farklılıklarının üstesinden gelip dost oluşunu anlatıyor. Daha sonra bu 2 ırkın sömürü düzenine karşı ayaklandığını söylemek mümkün. Sömürü düzenini yıkmakta gösterdikleri başarı, insanlarla ejderhaların dostluklarının kalıcı olmasını sağlıyor. Yenilikçi olmasa da işleyen ve sıcak bir hikâyeye sahip olan filmimiz, “insanlar ne zaman eğitilecek asıl?” diye düşünmenizi sağlamıyor değil.

Dişsiz (Toothless) insanlarla ejderhaların arasındaki buzları eritirken Astrid'le Hiccup'ın arasını yapmayı da ihmal etmiyor. Başlarda tepkili olan Astrid, bulutlara dokununca bir anda değişiveriyor. Eee, ne demişler? Arkadaş arkadaşın sponsorudur.
Pixar’ın lider kabul edildiği (ben o kadar emin değilim) bilgisayar animasyonları piyasasında Dreamworks rekabeti kızıştırmak için kesenin ağzını sonuna dek açmış. How to Train Your Dragon gerçekten çok güzel görünen bir film. Karakterleri zaten bolca yakından inceleme fırsatı bulacaksınız ama esas hayranlık uyandıran şey arka plandaki manzaralar ve detay işçiliği. Denizlerin dalgaları, duman, ateş gibi tanecik efektleri ve özellikle eğitim arenasında geçen sahnelerde özenilerek yapıldığı belli olan ışıklandırma bugüne dek gördüklerimin en iyisi. Yani filmimiz teknolojik açıdan son derece üstün. Ama yönetmenlik konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Disney’in Lilo & Stitch filminden tanıdığımız Dean DeBlois ve Chris Sanders filmin yönetmenliğini de üstlenmişler. Üzerlerine düşeni de yapmışlar ama olağan üstü bir başarıları da yok. Bir “5’ten şaşma, 6’yı aşma” durumu söz konusu. İzlediğiniz film ne kadar epik olursa olsun, Wall-E’nin tek kelime konuşma içermeyen ilk yarım saatlik bölümü gibi unutulmaz sahneler göremeyeceksiniz. Filmin seslendirme kadrosu da bir “ünlüler resmî geçidi” tadında değil kesinlikle. Gerard Butler ve Craig Ferguson gibi adını duyurmuş kişilerin sayısı son derece kısıtlı. Gerisi yeni meşhur olmaya başlamış genç sanatçılardan oluşuyor. Buna karşın filmin seslendirme konusunda herhangi bir sorunu da bulunmuyor. Bu konudaki tek şikâyetim, Amerikan aksanı kullanan genç Vikinglerin anne ve babalarının İskoç aksanıyla konuşmaları oldu. Filme hiçbir şey katmadığı gibi rahatsız edici bir uyumsuzluk yaratan bu karar, sırf aksan komiği olsun diye alındığı intibaını uyandırıyor.

Gücü yeten yetene. Yukarıdaki dinozor ejderhaları, ejderhalar da insanları sömürüyor. Sömürü düzenine başkaldırı ancak insanlarla ejderhalar birlik olduğu zaman başarıya ulaşıyor. Mesaj mı? Ne mesajı?
How to Train Your Dragon, bugüne dek izlediğimiz en güzel animasyon değil kesinlikle. Ancak kusurları sizi rahatsız etmekten ziyade bu güzel animasyonun klasik olmasını engelleyen, “çok iyi” mertebesinde takılıp kalmasına sebep olan şeyler. How to Train Your Dragon’un en önemli başarısı, Dreamworks’ün “piyasada ben de varım” feryadının yerine ulaşmasını sağlaması.
Künye:
Yönetmen:
Dean DeBlois, Chris Sanders
Senaryo:
William Davies,
Dean DeBlois, Chris Sanders
Yapımcı:
Bonnie Arnold
Yapım yılı:
2010
Oyuncular:
Jay Baruchel
Gerard Butler
Craig Ferguson
America Ferrera
Robin Atkin Downes












![Öteki Sinema [B-Blog] 001 – Öteki Sinema](http://www.hayaliicraat.com/wp-content/uploads/2009/07/otekisinema.png)


