Sucker Punch Hakkında Her Şey(in bir kısmı)
26 Nisan 2011 tarihinde Üstar Kaan ZANBAKCI tarafından gönderilmiştir.
Kategori: En Taze Hayaller, Hayalî İcraatlar, Seyirsel, Sinema
300’ün çeviri işi gelmişti. Çevirdim, beğenmedim. Tamam, görselliği, aksiyonu şahaneydi ama medeni batının barbar doğuyu dize getirdiği faşizan bir filmdi. O yüzden de Watchmen’in afişindeki “300’ün vizyon sahibi yönetmeninden” cümlesi benim için pek bir şey ifade etmedi. Yine de gittim. İyiydi Watchmen. IGN’den bir sinema eleştirmeninin deyimiyle “hayranlarının görmek istediği ama görmeyi beklemediği” bir filmdi. Bu 2 filmin ortak özelliği çizgi roman uyarlamaları olması ve Zack Snyder’in kullandığı görsel tarzın bile orijinal eserleri yansıtmasıydı. Sucker Punch’a sırf bu yüzden gittim. Bu sefer özgün bir eser diye, Snyder’in gerçekten vizyon sahibi olup olmadığını görebileyim diye.

Zack Snyder, masallardaki "kötü kalpli üvey ebeveyn" klişesinin cinsiyetini değiştiriyor. Üvey baba mirasa konabilmek için küçük kardeşi taciz edip (hatta belki öldürüp) ablasını tımarhaneye kapatıyor.
Filmimizin kahramanı 20 yaşında isimsiz bir kız. Annesi öldükten sonra tüm mirasını çocuklarına bıraktığı için hırslanan babası, ölen eşinden intikamını küçük kızına sarkıntılık ederek almaya kalkar. Odaya kilitlenen isimsiz kızımız bir şekilde kaçar ve evdeki silahı alır. Babasına doğru doğrultur ama son anda boş bir yere ateş eder. O anda çok sevdiği kardeşinin öldüğünü fark eder. Kardeşinin kendisinin mi vurduğu, yoksa üvey babasının mı öldürdüğü belli değildir. Üvey babası zaten mal varlığının peşindedir. Kızlardan küçüğü ölmüştür. İsimsiz kız, annesinin ölümü üzerine cinnet getirip kardeşini öldürdüğü yalanıyla akıl hastanesine yatırılır. Blue adındaki hasta bakıcıya kızı oradan hiç çıkarmaması için rüşvet verilir. Hasta bakıcı çare olarak 5 gün sonra gelecek doktora sahte imzayla lobotomi ameliyatı yaptıracağını söyler. İsimsiz kız hastanede dolaştırılır. Başta Dr. Vera Gorski olmak üzere tımarhanenin çalışanları ve hastalarıyla tanışır. Lobotomi günü geldiğinde kahramanımız kendi bilinçaltına çekilir.

Bilinçaltının 2. katmanındaki görev timi: (soldan sağa) Şekerpare, Roket, Taş Bebek, Bilge, Sarışın ve Amber
Kahramanımız 2 katmandan oluşan bilinçaltında isimsiz değildir. Baby Doll (Taş Bebek) lakabıyla bilinen bir hayat kadınıdır. Başlarında Madam Vera Gorski adında yaşlı bir hayat kadını vardır. Çalıştıkları kulübün sahibiyse Blue adlı acımasız bir “iş” adamıdır. Baby Doll’un dans ederken erkekleri hipnotize etmek gibi bir yeteneği vardır. Bilinçaltındaki diğer hayat kadınlarıyla, -ki bunlar kapatıldığı tımarhanenin hastalarıdır, Sweat Pea (Şekerpare), Rocket (Roket), Sarışın (Blondie) ve Amber ile birlikte kaçmaya karar verirler. Yaptıkları plana göre kaçmak için edinmeleri gereken 4 cisim vardır: Harita, çakmak, bıçak ve anahtar. Baby Doll bunların her biri için dans edecek, diğerleri de cisimleri getirecektir. Baby Doll’un erkekleri kendinden geçirmesinin en önemli sebebi kendisinin de transa geçmesidir. Bu translarda Charlie’nin Melekleri’ni andıran 5 kişilik özel bir operasyon timinin bir parçasıdır. Genelevdeki arkadaşları da ekibin diğer üyelerini oluşturmaktadır. Tamamen zamansız, mekânsız, her şeyin birbirine girdiği bu sanrılar bilinçaltının birinci katmanını, o da gerçek hayatı etkilemektedir. Acaba Baby Doll ve arkadaşları operasyonları başarabilecek midir? Genelevden kaçabilecek midir? Tımarhaneden kurtulabilecek midir?

Ejderhalara karşı II. Dünya Savaşı'nda kullanılan bir uçak, orklara karşı makineli tüfekler.
Bilinçaltının kullanımı filme hoş bir tat katmış. Film boyunca gerçek dünyada olanların Baby Doll’un bilinçaltındaki yansımalarını görüyoruz. Genelevdeki ekip, Baby Doll’un tımarhanede gördüğü cisimleri çalıyor. Aşçıyla ilgili sahne, Baby Doll’un neden bizzat kaçmak yerine Sweat Pea’nin kaçmasına yardım ettiğini gayet güzel açıklıyor. Mekân olarak genelevin seçilmiş olması, karakterin yaşadığı baskıları simgeliyor. Filmin sonunda olanların sonucunu görüp bu katmanda olanlarla birleştirmek, seyirciye hayal gücünü çalıştırma fırsatı verdiğinden seyir keyfini de arttırıyor. İkinci katmanınsa Baby Doll’un bilinçaltının da altı olduğundan verdiği savaşları yansıtıyor. İkinci katmana ilk inildiğinde Baby Doll gerçek gücünü fark ediyor. Burada olayın ruhani boyutunu pekiştirmek için Uzak Doğu’ya ait bir mekân seçilmiş. Daha sonra gelen sahnelerse Baby Doll’un ilgili cisimleri çalmak üzere verdiği uğraşı gösteriyor. Bu sahneler, mekânsızlık ve zamansızlık duygusunu arttırabilmek için anakronistik öğeler içeriyor. Birinci Dünya Savaşı’nın ortasına, fantastik diyarlara otomatik silahlarla dalıp operasyon düzenliyorlar. Burada dikkat çeken bir diğer şeyse her sahnede karakterin acılarını simgeleyen bir tapınağın bulunması ve bu tapınağın yıkılması. İşin ilginç yanı, filmin sonunda Baby Doll genelevin dışına çıktığında da katedrali andıran bir yapıda olduğunu görüyoruz. Karakter, başlangıçtaki amacına ulaşamasa da zafer kazanıyor. Lobotomi sayesinde acılarından kurtuluyor ve babasıyla Blue’nun kurduğu kumpası ortaya çıkarıyor.

Carla Gugino, artık hafiften "kartlaşmış" hayat kadını rolüyle bu filmde kendisine duyulan saygıyı pekiştiriyor. Oscar Isaac ise oyunculuk açısından hoş bir sürpriz.
Filmin adı olan “Sucker Punch”, Türkçe’de “beklenmedik anda atılan yumruk”, başka bir deyişle “sağ gösterip sol vurmak” anlamına geliyor. Ancak senaryo sizi ters köşeye yatırmıyor. Bir entrikası yok yani. Steve Shubiya’yla Zack Snyder’in birlikte yazdığı ve özgün olması gereken senaryo maalesef uyarlama havasından kurtulamıyor. Hikâyein ana teması Alice in Wonderland (Alis Harikalar Diyarında)‘yı andırıyor. Buradaki “diyar”ın çift katmanlı olması Inception (Başlangıç)‘a göz kırpıyor. Blue’nun genelevinde bir miktar Moulin Rouge kokusu almak mümkün ama bu algıyı en çok derinleştiren şey rüyaların ikinci katmanı. Taş Bebek ve ekibinin çıktığı görevlerde NecroVisioN adlı bilgisayar oyunundan Yüzüklerin Efendisi’ne, Vietnam filmlerinden I, Robot (Ben, Robot)‘a kadar pek çok yerden esintiler bulacaksınız. “Bu sefer özgün senaryo” iddiasındaki bir yönetmen/senarist için büyük talihsizlik.

Zack Snyder, aksiyon estetiğini güzel kotarıyor.
Filmin işçiliğine gelince. Zack Snyder, Wathcmen ve 300’de kullandığı görsel tarzı bu filmde de yineliyor. Açıkçası bu tarzı seviyorum. Yavaşlayarak detaylara, yeniden hızlanarak aksiyona odaklanan çekimlerin estetiği gözüme hoş görünüyor. Zack Snyder da bu işi en iyi yapan yönetmenlerden biri. Müzikler yine şahane. Özellikle Sweet Dreams’in yerine cuk oturduğunu söylemek mümkün. Filmin oyuncu kadrosunun da başarılı olduğunu söylemek mümkün. Lemony Snickett’tan tanıdığım Emilty Browning, bazı yönlerden çok ters bir rolde iyi bir performans ortaya koyuyor. Abie Cornish’le ise ilk kez tanıştım, memnun oldum. Jena Malone böyle bir filmde görmeyi bekleyeceğim son isimlerden biriydi. Zack Snyder Contact (Temas), Into the Wild (Özgürlük Yolu), Donnie Darko (Karanlık Yolculuk) filmlerinde oynayan Malone’dan bir aksiyon yıldızı yaratmayı başarmış. Vanessa Hudgens ve Jamie Chung da görevlerini yapan isimler ama o kadar ön planda değiller. Watchmen’de de Snyder’la işbirliği yapmış olan Carla Cugino, hem tımarhanenin doktoru, hem de ihtiyar hayat kadını Polonyalı Vera Gorski rolünde kendisine duyduğum sevgiyi pekiştirirken usta oyuncu Scott Glenn “bilge” rolüyle perdede göründüğü zamanlarda sahneyi kimseye kaptırmıyor. Filmin en büyük sürpriziyse The Life Before Her Eyes (Bir Nefeste Hayat), Che, Agora, Body of Lies (Yalanlar Üstüne) ve Robin Hood gibi filmlerde görünmüş olan Oscar Isaac.

Başroldeki Emily Browning hem masum, hem seksi, hem de vahşi olmayı başarıyor.
Zack Snyder’ın Sucker Punch’ı yine sağlam bir yönetmenlik ve oyuncu işçiliğine sahip. “Çaktırmadan uyarlama” senaryoysa filmin en büyük handikabı. Bu yüzden de Zack Snyder’in vizyon sahibi olup olmadığını öğrenmek başka bahara kaldı. Yönetmen bu filmde Watchmen’deki performansının üzerine çıkamıyor. Yine de Sucker Punch’ın “beyinsiz” olmayan, 2 saat boyunca sıkılmadan izlenen bir film olduğunu söyleyebiliriz.
Künye:
Yönetmen: Zack Snyder
Senaryo: Zack Snyder, Steve Shibuya
Yapımcı: Zack Snyder, Deborah Snyder
Yapım yılı: 2011
Oyuncular: Emily Browning, Abbie Cornish, Jena Malone, Vanessa Hudgens, Jamie Chung, Oscar Isaac, Carla Gugino, Scott Glenn












![Öteki Sinema [B-Blog] 001 – Öteki Sinema](http://www.hayaliicraat.com/wp-content/uploads/2009/07/otekisinema.png)


