Solomon Kane: Hiç fena değil
9 Haziran 2011 tarihinde Üstar Kaan ZANBAKCI tarafından gönderilmiştir.
Kategori: En Taze Hayaller, Hayalî İcraatlar, Seyirsel, Sinema
Solomon Kane, ülkemize yeni giren bir kahraman. Son 1 yılda bir kitabı ve Solomon Kane Destanı adında kalınca, 20 serüvenlik bir çizgi roman kitabı yayınlandı. Gerçi hakkını yemeyelim, Gölge e-dergi çok daha önce uyanmış ve 2008 yılında birkaç macerasını yayınlamıştı ama bu diyarlarda adını duyurması için filminin çekilmesi gerekliymiş demek ki. Bu da ilginç bir durum. Zira Kane’in yaratıcısı Robert E. Howard’ın bir diğer eseri olan Conan ülkemizde son derece meşhur. Yazımızın konusu olan 2009 tarihli film ise Howard’ın metinlerine birebir sadık kalmasa da, bir “köken hikâyesi” olması sebebiyle Solomon Kane’le tanışmak isteyenler için güzel bir fırsat sunuyor.

Crowthorne ailesi, geçmişinin şiddet dolu olduğunu bilmesine rağmen Kane'i bağrına basıyor.
Hikâyemizin başlangıcında Kuzey Afrika’dayız. Solomon Kane Osmanlı askeri kılıklı adamları gözünü kırpmadan öldürür, yakar, yıkar, tecavüz eder ve yağmalar. Telef olan adamlarınıysa umursamaz bile. Ve fakat büyük hazinenin bulunduğu taht odasına geldiğinde kendisini nahoş bir sürpriz beklemektedir: Hasatçı, yenilmez olmak için ruhu karşılığında şeytanla anlaşma yapmış olan Solomon Kane’den tahsilat yapmaya gelmiştir. Ölmeyi reddeden Kane kaçar, İngiltere’ye döner ve bir kiliseye sığınır. Eski yöntemlerini tamamen bırakan, tüm servetini kiliseye bağışlayan, vücudunun her yerini dini simgelerle kaplayan Kane, yaptığı anlaşma sonrasında ruhunun lanetlendiğini ve şeytanın peşini bırakmayacağını gayet iyi bilmektedir. Ömrünün sonuna dek burada yaşamayı planlasa da yaklaşık 1 yıl sonra kiliseden kibarca kovulur. Başrahip rüyada kendisine vahiy geldiğini ve Kane’in Tanrı adına bir görevi olduğunu söyler. Kanunsuzların cirit attığı, kötülüğün kol gezdiği İngiltere’de başıboş bir şekilde dolaşan Kane, Crowthorn ailesiyle karşılaşır. Vahşi geçmişini gizlemese de Crowthorn’lar onu kabul eder ve birlikte seyahat etmeye başlarlar. Ancak İngiltere’yi tehdit eden büyük kötülük Crowthorn’ları da bulacaktır. Ailenin erkekleri öldürülürken temiz yürekli kızı Meredith kötü büyücü Malachi tarafından kaçırılır. Solomon Kane, son nefesini vermeden önce babası Willliam Crowthorn’a Meredith’i kurtaracağına dair yemin eder. Yeminini yerine getirebilirse hem şeytanın İngiltere üzerindeki oyunlarına son verecek, hem de ruhu üzerindeki laneti kaldırabilecektir.

Yönetmen Michael J. Bassett, eldeki mütevazı bütçeye rağmen başarılı sahneler kotarmayı bilmiş.
Solomon Kane filmiyle ilgili çalışmalar 1997 yılında başlasa da projenin birkaç kez el değiştirmesiyle kısa sürede yılan hikâyesiyle döndü. Bir dönem başrolün Christopher Lambert’a verilmesi düşünülüyordu ama o da olmadı. Sonuçta 40 milyon dolar gibi mütevazı bir bütçeyle çevrilen fantastik bir film çıktı karşımıza. Fransız, İngiliz ve Çek ortak yapımı olan filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Michael J. Bassett üstlenmiş. Bassett, epiklik iddiası olmayan bir film için son derece başarılı sahneler kotarmış. Özellikle filmin ortalarına doğru izlediğimiz atlı kovalamaca sahnesi büyük bir keyif kaynağı. Tempo sorunları, filmi uzatmamak için senaryoda kullanılan kestirme yollar ve hemen her filmde göre göre baydığımız İsa göndermeleri bu keyfin sürekli olmasına önemli bir engel teşkil etse de Bassett’in eldeki imkânlarla iyi bir film çektiğini söylemek mümkün. Kariyerinin önemli bir bölümünü kılıçlı film ve dizilere ayıran James Purefoy, ciddiyetten ödün vermese de rolünün gereklerini yerine getiriyor. Purefoy, sırtında ağır bir küfe taşıyor, zira filmde yan karakter diye bir şey yok. Sinemaya adam çekme görevi, bir görünüp bir kaybolan Pete Postlethwaite ve Max Von Sydow’a verilmiş. Star Trek 8’de Borg Kraliçesi’ni unutulmaz bir şekilde canlandıran Alice Krige burada uysal bir ev kadını rolünde. Çocuk oyuncu Patrick Hurd-Wood, kısa bir süre görünse de akılda kalıyor. Ablası Rachel Hurd-Wood ise filmde en çok görünen yan karakter olan Meredith’i canlandırıyor. Jason Flemmyng, kısa da olsa kötü büyücü Malachi rolüyle boy gösteriyor. Kısacık görünen bir diğer isimse Karayip Korsanları’nın Ragetti’si Mackenzie Crook. Filmin genelinde bir oyunculuk sorunu bulunmuyor.

Çarmıha gerilen Solomon Kane, yeniden hayata döndükten sonra büyük kötülüğü öldürüyor. Kendisi ruhunu şeytana satmış olsa da, bir putperest tarafından hayata döndürülse de insanın kafasına İsa, ikinci geliş, Deccal gibi kelimeler dolanıp duruyor.
Bir üçlemenin ilk filmi olarak planlanan Solomon Kane’in devam edeceğine inanmak güç. Zira film, gişede 40 milyon dolarlık bütçesinin ancak yarısını toparlayabilmiş. Ancak son 2 senedir uygulamada olan “düşük bütçeli filmler gişe filmlerinden daha keyifli olüyür” kuralını bozmuyor. Artılarıyla eksileri birbirini son derece iyi dengeleyen Solomon Kane’i izlerken ne şaşıracaksınız, ne sıkılacaksınız.
Künye:
Yönetmen & Senaryo: Michael J. Bassett
Yapımcı: Paul Berrow, Samuel Hadida, Kevan Van Thompson
Yapım yılı: 2009
Oyuncular: James Purefoy, Pete Postlethwaite, Alice Krige, Rachel Hurd-Wood, Patrick Hurd-Wood, Max Von Sydow, Mackenzie Crook, Jason Flemyng












![Öteki Sinema [B-Blog] 001 – Öteki Sinema](http://www.hayaliicraat.com/wp-content/uploads/2009/07/otekisinema.png)



Conan ciltleri arasında çizimleri John Buscema’ya ait kısa hikayelerini okurduk Kane’in. Filmini de keyifle seyrettim.