James Cameron sunabilirse sunacak: Fantastic Voyage

24 Ağustos 2011 tarihinde tarafından gönderilmiştir.  
Kategori: En Taze Hayaller, Haber ve Etkinlik

Yani aslında o da sunmak istiyor ama bırakmıyorlar ki adamı! Ha bire yeni sorunlar çıkarıyorlar. Teklifleri kabul etmiyorlar. Adamı yapımcılıktan soğutacaklar neredeyse. Belki de yapımcılığını üstlendiği Sanctum gibi pespaye bir işten sonra gerçekten de soğutmaya çalışıyorlardır, kim bilir? Neyse, biz baştan anlatalım en iyisi.

1966 yılındaki ilk filmde Raquel Welch, Donald Pleasence gibi isimler rol alıyordu.

Orijinal Fantastic Voyage, Otto Klement’le Jerome Bixby’nin yazdığı bir hikâyeden uyarlanmıştı. Buna göre hem Amerika Birleşik Devletleri, hem de Sovyetler Birliği cisimlerin küçültülmesini sağlayan bir yöntem geliştirmiştir. Ancak bunu, küçültme derecesine de bağlı olarak çok kısıtlı bir süre için yapabilmektedirler ve cisimler daha sonra eski haline dönmektedir. Demir Perde gerisi ülkelerden birinde yaşamakta olan Jan Benes adında bir bilim adamı, küçültme işleminin kalıcı olmasını sağlayan bir yöntem keşfetmiştir. CIA bilim adamını kaçırmak isterken bir suikast teşebbüsü esnasında beynine yerleşen kan pıhtısı, Benes’in komaya girmesine sebep olur. Charles Grant ve ekibi, nükleer bir denizaltıyla birlikte küçülerek Benes’in bedenine girip kan pıhtısını yok etmek ister ancak bu iş hiç de kolay olmayacaktır. Öncelikle denizaltının boyu 1 mikrometre seviyesine düştüğünden minyatürleşme işlemi sadece 1 saat sonra etkisini kaybedecektir ve görevi bu süre zarfında başarmak zorundadırlar. Ayrıca vücudun bağışıklık sistemleriyle de baş etmek zorundadırlar. Hepsinden önemlisiyse, suikastçının aralarında olduğuna dair bir ihbar almışlardır.

Innerspace (İçimde Biri Var), Fantastic Voyage'dan açıkça etkilenmişti.

1966 tarihli filmin yönetmenliğini Richard Fleischer üstlenmiş, başrolleriniyse Stephen Boyd, William Redfield, Raquel Welch ve Donald Pleasence gibi isimler paylaşmıştı. Senaryonun romanlaştırılma işi büyük bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’a verilmişti. Asimov’un filmdeki bir takım boşlukları dolduran romanı, o dönemde pazarlama meselelerine bu kadar dikkat edilmediğinden olacak, filmden önce piyasaya çıkmış ve pek çok kişi filmin Asimov’un romanından beyazperdeye uyarlandığını zannetmişti. Çeşitli roman ve çizgiroman uyarlamalarının yanında, Joe Dante tarafından yine bu filmden esinlenilerek çekilen 1987 tarihli, Martin Short, Dennis Quaid ve Meg Ryan’lı bir film daha var.

Daha çok komedi türündeki işleriyle tanınan Shawn Levy "Will Smith yoksa ben de yokum" diyor.

Peki bu filmi çekmenin bu kadar zor olmasının sebebi nedir? Öncelikle Fantastic Voyage’ın yönetmenlik koltuğunda kalıcı olarak oturacak kişi henüz bulunabilmiş değil. Proje şimdiye kadar bir çeşitli yönetmenlerin elinden geçmiş. Önce James Cameron filmi bizzat yönetecekmiş ama Avatar’ı yönetmek için yönetmenlik koltuğundan kalkmış. Onun yerine Roland Emmerich oturacakmış, neyse ki o da kalkmış. Proje güzide yönetmenlerden Paul Greengrass’ın önüne gelmiş. O da ayrılınca iş daha çok komedi filmleriyle tanınan Shawn Levy’ye kalmış. Üstelik o da bu koltukta kalıcı olmayabilir. Neden mi? Başrol oyuncusu bulunamaması yüzünden. Önce Hugh Jackman’ın adı gündeme gelmiş. Şimdiyse Shawn Levy, “Will Smith yoksa ben de yokum” diyor. Kısacası 60’ların siyasi konjonktürünü çok iyi yansıtan bir bilimkurgu filminin günümüz uyarlaması, kadro sorunlarıyla boğuşuyor. Bu sorunlar çözülür ve yine günümüzün siyasi koşullarını doğru yansıtan bir film olarak çekilirse Fantastic Voyage tadından yenmeyen gerçek bir bilimkurguya dönüşebilir. Ancak filmin üç boyutlu olarak çekilmesinin yanında Shawn Levy, senarist olarak adı geçen Shane Salerno (Armageddon, Alien vs. Predator serisi) gibi isimler aklı başındaki her bilimkurgu hayranını endişeye sevk ediyor. Sanctum’dan sonra Cameron’ın yapımcılığı da  pek bir şey ifade etmiyor.

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI  (370 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Doomsday: Kıyamet Sonrası Ezogelin Çorbası
Prometheus'un konusu resmî olarak açıklandı!
X-Men: First Class / X-Men: Birinci Sınıf (2011)
Assassin's Creed filmi için ilginç anlaşma
Immortals / Ölümsüzler (2011)

Fikirlerinizi paylaşın!

Yazıyla ilgili görüşlerinizi yazın.
Yorumumun yanında bir de karizmatik resmim olsun diyorsanız gravatar kullanın!