X-Men: First Class / X-Men: Birinci Sınıf (2011)

30 Eylül 2011 tarihinde tarafından gönderilmiştir.  
Kategori: En Taze Hayaller, Hayalî İcraatlar, Seyirsel, Sinema

Çizgi roman uyarlamalarının saygıdeğer bir yere sahip olmasında büyük bir paya sahip X-Men serisi. Zira 70’lerin sonundan 90’larin ilk yarısına kadar aklı başında filmlerle seyirci çeken, serbest çizgi romanların uyarlamalarıyla zenginleşen tür, Schumacher’in Batman filmleri, Judge Dredd ve Spawn gibi çöpler yüzünden yeniden inişe geçmişti. Kötü gidişatı durduran ilk film Blade olsa da, eleştirmenlerin gözdesi X-Men oldu. Olağan Şüpheliler’i çekmiş olan genç yönetmen Bryan Singer, bu filmdeki kalabalık oyuncu kadrosunu yönetebilme başarısını 2000 tarihli ilk X-Men filminde tekrarlamış, 2003 yılındaki X2’yle başarılı senaryonun da etkisiyle daha da ileri götürmüştü. Ancak arkasından gelen X3 ve X-Men Origins: Wolverine filmleri pek bekleneni veremedi. Peki X-Men: First Class bu gidişatın neresinde?

Birinci sınıfın öğrencileri, soldan sağa: Beast, Mystique, Banshee, Banshee, Angel ve Darwin.

II. Dünya Savaşı. Polonya’da bir toplama kampında Sebastian Shaw adında bir doktor, metale hükmetme yeteneği olan Erik Lensherr adında bir çocuğun yeteneğini ortaya çıkarmak için ona, ailesini öldürmek de dâhil her türlü eziyeti yapar. Çok uzaklarda, New York’taki bir malikânede Charles Xavier adında telepatik bir mutant, evine giren ve şekil değiştirebilen Raven Darkholme adındaki evsiz bir mutantı himayesine alır. Aradan 18 yıl geçer. Raven ve Xavier üniversiteden mezun olurken Erik Lensherr intikam almak için Sebastian Shaw’u dünyanın dört bir yanında aramaktadır. Sebastian Shaw ise bir başka kurumun hedefindedir: FBI. Ajan Moria MacTaggert, Shaw’u gözetlerken mutantları etrafında topladığını görür ama mutant kavramı Amerikan devleti için yeni bir şeydir ve gördüklerine inandıramaz. Bunun üzerine mutantlar üniversitede mutasyon üzerine çalışmalar yapan Charles Xavier’den yardım ister. Onların yardımıyla devlet görevlileri mutantların varlığına inanır. Man in Black adında bir adam mutantlara sahip çıkar ve X-Men’in temelleri atılır. Birlikte Sebastian Shaw’un peşine düşerler. Bu arada Shaw’un yerini tespit eden Lensherr’le de karşılaşırlar. X-Men bir yandan güçlerini yönetmek ve toplumun kendi üzerindeki baskılarından kurtulmak konusunda birbirlerine destek olurken bir yandan da Shaw’un peşine düşmüştür. Ancak her şey güllük gülistanlık da değildir. Hem aralarında görüş ayrılıkları vardır, hem de Shaw’un kolu düşündüklerinden fazla uzundur. Sonuçta Shaw, X-Men’e ağır darbeler indirir ve nükleer bir savaş çıkarma hedefine adım adım yaklaşır. Yine de onu sadece X-Men engelleyebilecektir.

X-Men: First Class, pek az süper kahraman filminin yaptığı bir şeyi yapıyor ve gerçek bir olayı filmin fantastik ortamına dâhil ediyor.

X-Men’in senaryosu bugüne dek pek az süper kahraman filminde yapılmış bir şeyi deniyor. Tıpkı Watchmen’deki gerçek olayları fantastik bir ortamda geçen senaryonun içinde hikâye unsuru olarak kullanıyor. 1962 yılında meydana gelen bu krizde, filmde de adı bol bol geçen Türkiye önemli bir unsurdu. Rusya, Amerika’nın Türkiye’ye ve İtalya’nın güneyine yerleştirdiği Saturn füzelerine karşılık Küba’ya nükleer başlıklı füzeler yerleştirmişti. Olası bir savaş durumunda A12”merika’nın tamamı bu füzelerin menzili dâhilindeydi ve bu ufak çaplı bir kıyametin kopmasına sebep oldu. Neyse ki Amerika’daki Kennedy yönetimiyle Rusya’daki Nikita Khrushchev’in sağduyulu yaklaşımları olası bir nükleer savaşı önlemiş, sonuçta her iki tarafın da yerleştirdiği füzeler sökülmüştü. X-Men: First Class, bu gerçeği biraz eğip büküyor. Bütün krizi mutantların casusluk faaliyetlerine endekslemesinin yanı sıra, filmdekinin aksine Rusya, o füzeleri Küba’ya götürmeyi başarmıştı. Ancak gerçek bir olayın tıpkı Watchmen’deki gibi akıllıca bir senaryoyla, bu kadar keyif verici bir biçimde fantastik bir ortama taşınmış olması filmin hanesine büyük bir artı puan olarak yansıyor.

Michael Fassbender ve James McAvoy, filmin en başarılı oyuncuları.

Ashley Edward Miller, Zack Stentz, Jane Goldman ve Matthew Vaughn imzalı senaryo, karakterler ve birbirleriyle ilişkileri konusunda da vasatın üzerinde bir performans sergilemiş ve bunu yaparken Thor’daki gibi 3 filmlik hikâyeyi tek filme sıkıştırıp üstünkörü anlatma tuzağına da düşmemiş. Filmin 2 saat 10 dakikalık süresi de akıllıca kullanıldığından önemli karakterlerin kökenlerine, öyküye ve aksiyona yeterince zaman kalmış. Alakasız yerlerde başlayan karakterlerin bir araya gelmesi, Xavier’in tekerlekli sandalyeye mahkûm olması, Beast’in ortaya çıkışı gibi şeyler de başarılı bir şekilde halledilmiş. Ancak senaryo bakımından her şeyin dört dörtlük olduğunu söylemek zor. Söz gelimi Angel ve Mystique’nin taraf değiştirme sebepleri pek iyi anlatılamamış. Mystique konusunda bir şeyler biliyoruz ama biraz fazla hızlı oluyor. Angel meselesiyse tam bir muamma. Kısacası sebep sonuç ilişkileri biraz üstünkörü geçilmiş. Sadece iyi karakterlerin anlatılmaya çalışılmış oluşu da bir başka şikâyet konusu. Tamam, onların da kökenine inilmesi filmin süresinin 3 saati aşması anlamına geliyor ama yine de Emma Frost, Azazel, hatta Joseph Mengele’den izler taşıyan Sebastian Shaw hakkında daha fazla şey öğrenebilmeyi isterdim. Devam filmlerinde Emma Frost hakkında daha fazla şey öğrenebilmeyi umuyorum, çünkü bu karakterin de taraf değiştirip X-Men’e katılması gerekiyor.

Filmin yönetmen işçiliği bazı sahnelerde Bryan Singer'ı andırıyor ama bu kötü bir şey değil. Hatta iyi bir şey.

X-Men: First Class son derece temiz bir işçiliğe sahip. Aktörlükten gelen yönetmen Matthew Vaughn’un tarzı bazı sahnelerde Bryan Singer’ı andırsa da başarılı bir iş ortaya koyduğunu söylemek mümkün. Hatta bu benzerlik, filmin başarısının ardındaki sebeplerden biri. Matthew Vaughn, çok özgün olmasa da filmde tutarlı bir tarz oluşturmayı başarmış. Oyunculuk konusuysa inişli çıkışlı. Mystique rolündeki Jennifer Lawrence, Angel rolündeki Zoë Kravitz, Beast rolündeki Nicholas Hoult harikalar yaratmıyor ama kötü de değiller. Siyah Giyen Adam rolünde oynayan ve çok sevdiğim Oliver Platt, Moria MacTaggert rolündeki Rose Byrne, Sebastian Shaw rolündeki Kevin Bacon ve Emma Frost rolünde January Jones ise ortalamanın üzerinde. Michael Fassbender ise Magneto rolünde harikalar yaratıyor. Hem role oturmuş, hem de iyi oyunculuğu başarılı. En büyük takdiriyse Wanted’ı çekilir kılan nadir unsurlardan biri olan James McAvoy hak ediyor. Hem Fassbender kadar iyi oynuyor, hem de fiziki açıdan pek oturmadığı rolde inandırıcı olmayı başarıyor. Diğerleriyse, ki buna Azazel’i canlandıran Jason Flemmyng dâhil, etkili karakterleri canlandırmıyor ama genel itibariyle bakıldığında iyi bir oyuncu kadrosu oluşturulduğu intibaı uyandırıyor film.

Filmin özellikle finalindeki aksiyon sahneleri göz dolduruyor.

Sonuç itibariyle bakıldığında X-Men: First Class’ın (X-Men: Birinci Sınıf), X-Men 3 ve X-Men Origins: Wolverine ile inişe geçen seriali yeniden toparladığını söylemek mümkün. Hatta ilk X-Men filmini de geçiyor ama X2’ye üstün gelemiyor. Hatta daha ileri gidip, filmin iyiden iyiye fabrikasyona dönüşen Marvel filmlerinin ortalamasının bir hayli üzerinde olduğu da söylenebilir. Gerçek bir olayı senaryonun içine güzelce yediren, bazı senaryo sorunlarını ustalıkla çözerek verdiği keyfi arttıran güzel bir film X-Men: First Class.

Künye:

Yönetmen: Matthew Vaughn
Senaryo:
Ashley Edward Miller, Zack Stenz, Jane Goldman, Matthew Vaughn
Yapımcı:
Gregory Goodman, Simon Kinberg, Lauren Shuler Donner, Bryan Singer
Yapım yılı:
2011
Oyuncular:
James McAvoy, Michael Fassbender, Jennifer Lawrence, Rose Byrne, January Jones, Oliver Platt, Kevin Bacon, Zoë Kravitz, Nicholas Hoult, Jason Flemmyng, Lucas Till, Lucas Gathergi

IMDB | Filmin Resmî Sitesi

 

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI  (370 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Wanted: Aksiyon Filmine Acele Kan Aranıyor
Outlander'ın Sırrı ya da Daniken'in Kulakları Oynasın
Terminator'u kim kurtaracak?
Padilha: Bu Robocop başka Robocop
Independence Day 2-3 yetmez, 4-5-6 olsun!

Fikirlerinizi paylaşın!

Yazıyla ilgili görüşlerinizi yazın.
Yorumumun yanında bir de karizmatik resmim olsun diyorsanız gravatar kullanın!