Luc Besson sunar: Lock-Out
18 Ocak 2012 tarihinde Üstar Kaan ZANBAKCI tarafından gönderilmiştir.
Kategori: En Taze Hayaller, Haber ve Etkinlik
Amerikan başkanı olmak zor iş nitekim. Hele hem Amerikan başkanı olup, hem de kızınız varsa iyice ayvayı yediniz. Kızınızı kaçırırlar, ne yapacağınızı bilemezsiniz. Endişeden deliye dönersiniz. Bir de üzerine bilimkurgu – aksiyon filmlerine konu olup rezil rüsva olursunuz.

Guy Perace'ın her fotoğrafta bir yerlere silah doğrultuyor olması, film hakkında yeterince fikir veriyor aslında.
Nitekim Lock-Out veya diğer adıyla MS1: Maximum Security filminde de böyle oluyor. Amerikan başkanının kızı, MS1 adındaki hapishanedeyken kaçırılıyor. MS1, (aşağıdaki fragmandan gördüğümüz kadarıyla) tüm tutukluların kriyojenik uykuda tutulduğu, dolayısıyla şiddet ve tecavüz olaylarının yaşanmadığı bir hapishane. Ancak her sistem gibi MS1’in de bir açık noktası var ve akıllı mahkûmlardan biri bunu kullanmayı başarıyor. Daha sonra uykudaki mahkûmları uyandırıyor ve hapishaneyi ele geçiriyor. Başkanın kızı da esir düşüyor haliyle. Bu durum kahramanımıza yarıyor. Zaten işlemediği bir suç yüzünden hapiste olan ve “yürüyen testosteron” portresi çizen kahramanımız, “gayrı resmi” olarak hapishaneye gidiyor ve durumu düzeltmeye çalışıyor. Yani anlayacağınız, aksiyon cephesinde yeni bir şey yok.

Esas oğlan ve esas kız. Allah bilir filmin sonunda âşık da olur bunlar.
Bu tarz o kadar fazla film izledik ki, artık adalet sisteminin böyle maceralarda kullanılmak üzere “masum suçlu” kontenjanı oluşturulduğunu düşünmeye başladım. Bu klişe hikâye Luc Besson, James Mather ve Stephen St. Leger’e ait. Besson ayrıca yapımcılığı üstlenirken Mather ve Leger yönetmenlik koltuğuna sığmaya çalışmış. Lock-Out, daha önce kısa filmler yönetmiş olan ikilinin ilk uzun metraj filmi. Başrollerini Guy Pearce, Maggie Grace, Peter Stormare, Joseph Gilgun ve Lennie James’in paylaştığı filmin Amerika’daki gösterim tarihi 20 Nisan 2012. Yurdum insanının ne zaman izleyeceğiyse henüz belli değil. Bakalım dünya tepesine yıkılırken 40 espri yaparak herkesi kurtaran testosteron yüklü Amerikan kahramanı klişesine getirilen Fransız yorumu, Lock-Out’u bir Beşinci Element kadar izlenebilir kılacak mı? Belki aşağıdaki fragmanı izleyerek bir fikir edinebilirsiniz:






![Öteki Sinema [B-Blog] 001 – Öteki Sinema](http://www.hayaliicraat.com/wp-content/uploads/2009/07/otekisinema.png)


