Dracula enflasyonu!

1 Mart 2012 tarihinde tarafından gönderilmiştir.  
Kategori: En Taze Hayaller, Haber ve Etkinlik

Artık yeniden çevrimleri de tükettik. Yeni tasarımlar devri başladı. Tim Burton’un Alice in Wonderland’ini (Alis Harikalar Diyarında) ve Paul W. S. Anderson’un The Three Musketeers’ını (Üç Silahşorlar) izledik. Bu furyanın yeni üyeleri de yolda. Bunların arasında 2 Pamuk Prenses filmi de var. Ve Pamuk Prenses’e birbirinden çok farklı 2 yeni tasarım geldiğini duyduğunda şaşıranlar, Dracula için 3 filmin hazırlandığını duyduğunda ne yapacaklar bakalım?

Evet, vampirlerin gençlik filmlerine kadar düştüğü bugünlerde film stüdyoları en büyük vampirin peşinde koşturuyor. 3 büyük stüdyo, Dracula için 3 farklı köken hikâyesi hazırlıyor. Şimdi bunların ne olduğuna kısaca bir bakalım.

Russell Crowe, Harker filminde önemli bir rol için düşünülüyor. O rol Harker mı, yoksa Dracula mı?

Harker: Harker, Dracula’nın mağduru olan Jonathan Harker’ı değiştiriyor ve kan emici kontun peşine düşen onu azimli bir Scotland Yard dedektifine dönüştürüyor. Başka bir deyişle Jonathan Harker’ımız bir avukattan Sherlock Holmes’la Abraham Van Helsing arasında bir aksiyon karakterine dönüşüyor. Harker’ın senaryosu, yakın zamanda “Hemlock Grove” adlı ilk romanını yazan Brian McGreevy tarafından yazılıyor. McGreevy gotik korkulara yabancı değil, zira “anti-Twilight” olarak nitelenen romanı Pennsylvania’daki bir lisede, bir vampir, kurt adam ve Frankenstein’ı andıran genç bir kızın arasında geçiyor. Filmin yönetmeniyse The Orphanage (Yetimhane) ve Unknown (Kimliksiz) filmleriyle tanınan Jaume Collet-Serra. Başrol için Russell Crowe’la görüşülüyor. Filmin bir serinin temellerini atması bekleniyor.

Gary Shore'un bugüne dek yaptığı tek şey var olmayan bir filmin fragmanı.

Dracula – Year Zero: Listemizin en bahtsız filmi Dracula – Year Zero, ölümsüz kan emiciyi daha sempatik göstermek için Drakula’nın mitolojisini tarihi kökenlerine bağlamayı amaçlayan bir film. Bu da “Kazıklı Voyvoda’nın karşısında Barbar Türkler”den başka çok az anlama gelebilir. Alex Proyas’ın yönetmen, Sam Warthington’un başrol oyuncusu olarak geçtiği film zaten pek iyi sinyaller vermiyordu. Zira Proyas ve gişe filmi bile pek bir araya gelmemesi gereken iki kavramken (I, Robot / Ben Robot bir derece ama Knowing / Kehanet’ten ağzımız yandı) bir de işin içine Sam Warthington eklenince ortaya çıkan şey perdede sinema adına bir şeyler görmek isteyen seyirciler için pek de iç açıcı değil. Ama bunların pek bir önemi kalmadı çünkü Universal, bütçe kısıtlamaları yüzünden filmi iptal etti. Proyas ve Worthington projeden ayrıldı ama Universal yine de pes etmiş değil. Yönetmenlik koltuğu için The Cup of Tears adında var olmayan, Jet Li’nin Zhang Yimou (Hero / Kahraman) filmiyle 300’ün karışımı olarak nitelendirilebilecek bir dövüş filminin fragmanını yapan Gary Shore’la görüşülüyor. Warthington’un projede yer alıp almayacağıysa belirsizliğini koruyor. The Cup of Tears’ın fragmanını aşağıda izleyebilirsiniz.

Senarist Jason Keller, Julia Roberts'ın başrolünü oynadığı Tarsem Singh filmi Mirror Mirror'u da yazmış.

Dracula: Ve geldik son filmimize. Warner Bros’la Universal’dan sonra Sony de Bram Stoker’ın lanetli kan içicisine el atıyor. Filmin yapımcı koltuğunu Joe Roth ve Palak Patel paylaşıyor. İkili bu türden filmlere aşina. Referansları arasında Tim Burton’un yönettiği Alice in Wonderland (Alice Harikalar Diyarında), bu yıl izleyeceğimiz 2 Pamuk Prenses filminden biri olan (ve diğerine olan Mirror Mirror’a kıyasla daha umut verici gözüken) Snow White and the Huntsman ve Sam Raimi’nin yönetimindeki Oz: The Great and Powerful var. Filmin senaryosuysa Mirror Mirror’ı da yazan Jason Keller. Film yeni açıklandığından eldeki bilgiler şimdilik kısıtlı. Listedeki referanslara bakarak filmin ciddiyet seviyesini bile kestirmek mümkün değil. Mirror Mirror komediye yakınken Snow White and the Huntsman Yüzüklerin Efendisi’ni andıran epik bir filme benziyor. Alice in Wonderland ise ikisinin ortasında bir yerlerde duruyor.

Peki vampir severler bu filmler hakkında ne düşünüyor? Hangisi sizin için umut vaat ediyor? İçlerinden birini seçmeniz gerekseydi hangisine giderdiniz? Yeniden çevrimlerin yerini almaya başlayan yeni tasarımlar sizin için neler ifade ediyor? Sizce bu filmlerin içinden Francis Ford Coppola’nın 1992 tarihli klasiği Brahm Stoker’s Dracula gibi bir klasik, Gary Oldman’ın canlandırdığı gibi ölümsüz bir Dracula tiplemesi çıkar mı? Fikirlerinizi bekliyoruz.

Yazan: Üstar Kaan ZANBAKCI  (370 yazısı var)

1976 yılında dünyaya gelmiştir. Bilimkurgu aşkını 1986 yılında sinemada izlediği Return of the Jedi’ye ve hemen akabinde okuduğu H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı (The War of the Worlds) romanına borçludur. Hayatını çevirmen olarak kazanmaktadır. “Biraz da ben yazayım, başkaları çevirsin” diyerek senaryo atölyelerine katılmıştır. Bu konuda çabaları sürmektedir.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Örümcek Adam 3: Kafası karışık film incelemesi
Knowing: Proyas, Shalamayan’a özenirse
Sherlock Holmes: Guy Ritchie saatini 100 yıl geri aldı
Tim Burton, Beterböcek 2'ye sıcak bakıyor
Ön Bakış: Tron Uprising

Yorumlar

“Dracula enflasyonu!” yazısı için 7 yorum gönderilmiş.
  1. Onur diyor ki:

    Sırada hangi eseri yeniden tasarlıyacağız? Oliver Twist mi? Yoksa Aladdin mi?

  2. Üstar Kaan ZANBAKCI diyor ki:

    Aladdin’i tasarlayalım ama baş kahramanı Cin yapalım. Hatta Cin’in 3 dilek hakkı olsun, bakalım n’apacak?

  3. merlin diyor ki:

    Üçünü de merak etmiyorum açıkçası. Hatta çekilmeseler de olur. Zira Coppola en sağlam Dracula versiyonunu ortaya koydu. Bu filmin hiçbir şekilde aşılamayacağını düşünüyorum. Gary Oldman da Dracula rolünde müthişti. Onu da aşacaklarını sanmıyorum.Şimdilik bu üç proje pek merak uyandırmadılar bende. Ama filmler çekildikten sonra fikrim değişir.

    İlkine, Harker’a değineyim. Russell Crowe’a teklif gitmiş. Crowe zaten bir süredir kariyerinin içine ediyordu. Bu rolü de kabul edip iyice etmemeli. Artık kendisini böylesi rollerde görmeyi pek istemiyorum. Harker’ı Sherlock Holmes’e benzetmek de yapılabilecek en basit iş. Hiçbir orijinalitesi yok bu Harker’ın. Zaten Sherlock Holmes de perdede Jack Sparrow’a benzetilmişti. Bakalım bu benzetme daha nereye kadar gidecek.

    Dracula-Year Zero’yu ise hiç mi hiç merak etmiyorum. Alex Proyas’ın projeden ayrılması gayet iyi oldu. Zira kendisi gerçekten de bir gişe filmi yönetmeni değil. Kendisine yakışan karanlık filmlerin arkasında görmeyi daha çok isterim. Bir daha gişe filmlerine el atmasın. Sam de iyice aksiyona hapsedildi. Bir kaç yıl içinde kendini kurtaramazsa Avatarlar, Titanlar derken daha genç yaşında Arnold Schwarzaneger’in durumuna düşecek ve aksiyonlarda kendisini harcayacak.

    Sony’nin Dracula’sı da pek iyi bir intiba bırakmadı bende. Gene de dediğim gibi filmlerin fragmanlarını beklemek gerek. Ama iddia ediyorum hiçbiri vasatı aşamayacak ve Dracula mitinin içine etmiş olacaklar. Umarım Dracula gelip kanlarını içer.

    Ve son olarak şu Hollywood acınacak durumda. Yazık. Stüdyoların ilerleyen yıllarda gösterime girecek filmler listelerinde beğenilecek ve belki tarihe girecek çok çok çok az proje var. Listedeki diğer filmlerin hep yeniden çevrim, devam, prequel(hikayenin öncesi), uyarlama (özellikle çizgi-roman)… Yazık. Hollywood’un son zamanlardaki durumu harbiden de içler acısı. Bu üç Dracula, iki Pamuk Prenses, Hansel Gretel vs bunun kanıtı. Allah’tan yabancı ülkelerden gelip burada başarıya ulaşan Christopher Nolan gibi yönetmenler ve Scorsese, Malick gibi hala sağlam filmler çeken usta yönetmenler mevcut.

  4. Üstar Kaan ZANBAKCI diyor ki:

    Yorumun için teşekkürler, merlin.

    Ve kesinlikle haklısın. Coppola’nın Dracula’sının üstüne çıkmak çok zor. Hatta bu filmlerin hiçbirinin harcı değil. Yine de Harker ve Sony’nin Dracula’sının gişe şansı olabilir. Year Zero’nunsa ölü doğmuş bir proje olduğunu düşünüyorum. Zira yönetmenin ürettiği fragman pek bir pespaye geldi bana.

    Hollywood meselesinde de haklısın. “Risksiz proje” diye diye hep aynı şeyi yapmaktan batacaklar. Neyse ki arada çölde vaha niyetine bağımsız (veya bağımsız kökenli) yapımlar ortaya çıkıyor. The Road, Monsters, District 9, Moon, Source Code gibi filmlerin hepsi Hollywood’dan daha iyi iş çıkarmayı başardı. Hatta Pandorum‘u bile bu filmlerin arasında sayabilirim.

  5. greendestiny diyor ki:

    bence içlerinden harker olabilir diğerleri beş para etmez….ama bram strokes dracula yı geçemezler..hele gary oldmanı geçmek imkansız

  6. greendestiny diyor ki:

    yalnız russel crowe bu rol içinmi bilmiyorum ama twitter dan anladığım kadarıyla adam sıkı bir idman ve diyet temposunda.. sürekli o gün bisikletle kattettiği km leri kaldırdığı ağırlıkları yazıp duruyor :) )

  7. bodakedi diyor ki:

    iyice saçmaladılar artık… yeni fikir üretemeyince, çevrilmedik çizgi roman bırakmayınca, döndüler yine eskilere…

Fikirlerinizi paylaşın!

Yazıyla ilgili görüşlerinizi yazın.
Yorumumun yanında bir de karizmatik resmim olsun diyorsanız gravatar kullanın!